Comments

{getPosts} $results={3} $type={comments}

24.09.2017

Fazilet Hanım ve Kızları 15. bölüm, sürpriz evlilik sonrası sular durulmuyor



Star’ın ikinci sezonuna çok iyi başlayan, iki haftadır AB ve ABC+ kategorilerinde birinci olan Fazilet Hanım ve Kızları’nda sular kolay kolay durulmayacak gibi görünüyor. Heyecan dozu giderek artan dizide, geçen bölümde nikah masasında kalmıştık. Yeni bölümde bütün itirazlara rağmen nikah gerçekleşti. Çocukları isyan ettiler, Hazım Beyhepsinin karşısına çıkarak “Herkes bu karara saygı duyacak” dedi. Hazım Bey’in çocukları evden gittiler. Hazan son bir çabayla kardeşini alıp götürmek istedi, ama nafile. Ece; “Burası benim evim” dedi. Hazan bağırdı çağırdı, gitti.
Gökhan annesinin mezarını başında ağladı; Ah anne, bize ihanet ettiler. Yasemin beni, babam da sen aldattı. Bizi hiç mi sevmediler” diye isyan ederken Yasemin geldi; “Seni sevdim” dedi. Gökhan ona öfkeyle sitem etti; kuçu kuçu sana istediğin her şeyi verdi, sen beni hiç sevmedin” diye. Yasemin ise onu kandırmanın yolunu buldu, “Ben seni sonradan sevdim” dedi; bırakmadı Gökhan’ı.
Selin doğruca bıçaklanıp hastanede yatan Yasin’e gitti, babasının Ece’yle evlendiğini anlattı. Çılgına dönen Yasin hastaneden kaçtı; sonra Selin’in yardımıyla yalıya gidip Ece’yle yüzleşti. Sonra da polisler alıp götürdü çocuğu.

Hazan Yağız’a gitti, “bu evliliğe karşı işbirliği yapmamız lazım” dedi. Yağız tepkiliydi, “Benim uğrunda mücadele edeceğim hiç bir şey kalmadı” dedi. Sonra Sinan geldi, onu orada görünce alaycı ve sitemli şekilde konuştu, “Siz iki kız kardeş teklifleri kabul etmekte bayağı iyisiniz” dedi ve Hazan’dan tokat yedi.

“Artık ağlamak yok” diye kendine hatırlatıyor Ece. Fazilet de kızına güç vermeye çalışıyor; artık yepyeni bir hayatın var” diyor, bebeği aldırdığını zannediyor. Ece yatak odasına gitti ama bayağı tedirgindi. Fazilet’i de kapının dışında ağlarken gördü Hazım Bey. Odaya girdi, birkaç parça eşyasını alıp gideceğini söyledi. “Bebeğinin babası bu serseri çocuk, değil mi?” diye sordu. Bebeğimin babası sensin Hazım, bize sen sahip çıkıyorsun” dedi.
Sabah oldu, Ece ile Hazım Bey dışarı çıkarlarken Hazan gelip bir kez daha denedi, kardeşini bu çılgınlıktan vazgeçirmeye. Ama Ece çok katı davrandı, “Burası benim evim, giremezsin” dedi. Hazım Bey, ablasına kötü davranmasına engel olmak istedi. Ama Ece kararlıydı, ablasını içeri aldırmadı. Hazan da, “Benim kardeşim yok” diyerek ağlayarak gitti.

Fazilet, “Kaderin aşamayacağı mesafe, kapatamayacağı fark yok” diyor Güzide Hanım’a. “Kapılar açılır kapanır. Bugün küçük kızının emriyle büyük kızın kapının dışına atıldı, yarın da küçük kızın kapıya konur” dedi. “Kızlarını silah yapıp ailemi vuran sensin. Ama o silaha hiç güvenme. O silah döner bir gün seni vurur.” diye meydan okudu Fazilet’e.

Selin, hapishaneye Yasin’in yanına gitti ve ona “Evlenelim” dedi. Yasin “Ben intikam almak için sana böyle bir kötülük yapacak adam değilim” dedi, şiddetle reddetti bu teklifi. Selin ise vazgeçmeyeceğini haykırdı. Vazgeçmez, takıntılı bir kız çünkü; Yasin’e de taktı, Ece’ye de taktı, intikam almak istiyor.
Çekimi de yarım bırakmıştı Hazan, devam etmeyeceğini söyledi, ama Yağız, anlaşma olduğunu, şirketin yüzü olarak çalışmaya mecbur olduğunu söyledi.
Gökhan, da şirkete geldiğinde Hazan’ı görünce Yağız’la tartıştı ama kardeşi bu işin devam etmesi gerektiğini söyledi. Sinan da haber alıca şirkete geldi, Hazan’a bu işten vazgeçmesini söyledi. Onu çok özlediğini söyledi. Ama Hazan onu affetmeyecek gibi görünüyor. Canı yansa da Sinan’ı reddetti.
HazanYağız’ın adamını şirkette görünce olay çıkardı. “Senin adamının benim kaldığım evde ne işi vardı?” diye sıkıştırdı Yağız’ı. Tabii tatmin edici bir yanıt alamadı.

Kerime de hastanede dergide okudu Hazım Egemen’in Fazilet’in kızıyla evlendiğini. Fazilet Hazan’ı görmeye gitti. Hazan çok öfkeli ve kırgındı, “Ece senin kızın ama benim kardeşim yok artık” dedi annesine.
EceYağız’ı görmeye gitti. Ama doğru dürüst anlatamadı, gerçeği söyleyemedi; “Hamile olduğum için baban benimle evlendi” diyemedi. Yağız, bu çok basit, gece kondu mahallesinden küçük kız zengin dul adamla parası için evlendi” dedi. Ece kendini savunmaya çalışırken Selin geldi abisinin evine; hakaret etti kıza. Ece dışarı çıktığında, yaptığın her şeyi ödeyeceksin” dedi Selin’in arkasından. Biliyor çünkü Yasin’le onları ayıranın Selin olduğunu.

Hazım Bey’in, Fazilet’in kızıyla evlendiğini öğrenip şaşkına dönen Kerime, hemen telefona sarıldı. Ama Fazilet açmadı telefonu.
Bu arada yalıdaki bir sorun da evlilik sözleşmesi. Güzide Hanım, evlilik sözleşmesi imzalatmadan evlendiği için kardeşine kızdı. Hazım Bey ise “Ben kimsenin hakkını yedirtmem, çocuklarımın hakkını ise asla” diyerek kendisini savundu. Ece, evlilik sözleşmesini imzalamaya hazır olduğunu söyledi. Fazilet ise kızına kesinlikle sözleşmeyi imzalamamasını söyledi, yetmedi gitti Hazım Bey ile konuştu. O bu işe karışmamasını söyleyince, adamı tehdit etti. Kerime ile ilgili meseleyi kastetti. Diğer yandan, Ece ile tartışan Selin’in dengesi iyice bozuldu, gece annesini hayalini görmeye başladı.

23.09.2017

İstanbullu Gelin 17. bölüm, Faruk ile Süreyya'nın ilişkisi için dönüm noktası

Anne ve babasının kaza sonucu ölümüyle duyduğu acıyı, terk edilmişlik hissini anlatıyor; “Bir gidişi daha kaldıramazdım, ayağa kalkamazdım. O yüzden ben gitmeliydim. Bilmediğim bir yerde hayatımı tekrar kurmalıydım”…Süreyya’nın gidişinin açıklaması bu.
İki ay olmuş Faruk nefes nefese kabustan uyanıyor. Bıraktığımız Faruk değil bu, çökmüş bir adam, saçları beyazlamış…
Esma Hanım öfkeli,” İki ay oldu, insan bir kere evine uğramaz mı? Hayatını Süreyya’yı arayarak mı geçirecek… Tanımadığı bir adamın peşinden gelen kadından hayır gelir mi. İstanbullu işte.  Bu kadın bir daha benim evime girmeyecek” diye kükrüyor Esma Hanım.
Teyzesi ve arkadaşının da haberi yokmuş nerede olduğundan; teyzesi Akif’in ağzını arıyormuş, yeğenini soruyormuş. Sanem, Süreyya’nın arkadaşı Dilara’yla birlikte yaşıyor. Süreyya iyidir, kedi gibi bir kuytuya çekilmiş yaralarını yalıyordur” diyor arkadaşı.
Bu arada düğün hazırlığı yapıyormuş, gelinlik provaları falan…
Süreyya Prag’da yaşıyor. Bir kafede garsonluk yapıyor, diğer yandan müzik çalışmalarına devam ediyor. Acısını unutmak için, kendisiyle baş başa kalmamaya çalışıyor, bunun için de sürekli hareket halinde, hep bir şeylerle uğraşıyor.
Esma Hanım evde terör estiriyor, Adem meselesiyle ilgili çok gergin; ortadan kaybolmuş adam. Adem’in İpek’in kuzeni olduğu ortaya çıktığından beri özellikle Esma Hanım gelinine tepkili. İpek altı aylık hamile haliyle zor günler geçiriyor, evde kayınvalidesi tarafından horlanıyor, babası annesini terk etmiş, kız kardeşinin Boranlarla ilgili sırrını sakladığı için kızmış, kadını terk edip gitmiş adam. Üstelik annesiyle de görüşemiyormuş İpek. Üzüldük İpeğin haline… Kocası da üzülüyor ama yeteri kadar destek veremiyor karısına, annesine karşı gelemiyor.
Sanem’in doğum günüymüş, Süreyya dayanamıyor ve arıyor teyzesini… Sanem sevinç içinde koşup haber veriyor Dilara’ya. İki kadın Süreyya’dan haber almanın sevinciyle birbirine sarılıp coşarken Akif’in tuttuğu dedektif de yine peşlerinde tabii. Görüntüleri Akif’e gösteriyor, emin oluyorlar Süreyya’nın aradığından. Geriye Sanem’den Süreyya’nın numarasını almak kalıyor. Sanem banyodaymış, temizlikçi kadın tanıdığı için içeri alıyor Akif’i. O da telefondan numarayı buluyor. Bu arada kazara röntgencilik yapıyor. Adamcağızın geçirdiği travmanın izlerini izlemek çok komikti.
Esma Hanım, kendince planlar peşinde. Begüm ve torununu yemeğe davet ediyor. Onların bir aile olmasını istiyor.
FarukSüreyya’nın nerede olduğunu öğrenir öğrenmez yanına Akif’i de alarak yollara düşüyor. Sevdiğine kavuşacağı için heyecanlı ama çok da telaşlı ve öfkeli. “Biz evliyiz, nasıl giderde başka bir ülkede kendine yeni bir hayat kurar” diye düşünüp düşünüp köpürüyor.
Süreyya’nın bulunduğu haberi konakta sevinçle karşılanıyor, sadece Esma Hanım memnun olmuyor duyduklarından. Ben denenmişi denemem, bir daha asla Süreyya Hanım’ı gelinim olarak bağrıma basmayacağım” diye öfkeyle kestirip atıyor.
Arayıp tarayıp buluyorlar Süreyya’yı. Ama Süreyya çok öfkeli, görmek istemiyor Faruk’u. Sokakta konuşalım, konuşmayalım diye itişirlerken olaya polis dahil oluyor, gecenin devamı karakolda geliyor… Süreyya inatlaşırken Akif’in doğru sözüyle kendine geliyor. “Faruk’u başından savmak istiyorsan, çocuk gibi kaçıp saklanmak yerine, onunla doğru düzgün konuşman gerekiyor.” diyor Akif ve kaldıkları oteli söylüyor. Sabah otele geliyor Süreyya.

“Kazık kadar çocuğun varmış senin. Benim çocuğum için üzülüyorsun sanıyordum” derken tokadı yiyor Faruk’tan. “O benim de çocuğum” diye sinirleniyor. Süreyya tokadın karşılığını veriyor; sonra “Ne yaptın sen bana, korktuğum her şeyi yaşattın sen bana. Küçücük bir hayatım vardı benim” diye bağırarak tartaklıyor Faruk’u. Süreyya vuruyor, Faruk onu engellemeye çalışıyor. Bu boğuşma sırasında birbirlerine giderek yaklaşıyorlar, sonunda beklediğimiz oluyor, öpüşüyorlar. “Defol git”, “Gidemem”… Sonrası tabii ki özel…

Esma Hanım, Adem’in avukatının peşinde. Bunun için Osman’la birlikte gittikleri binanın girişinde bir kızla çarpışıyor, üstüne kahve dökülüyor. Telaşlı, komik bir tanışma oluyor. Biraz sonra da telefonlarının karışmış olduğunu fark ediyorlar. Bahar’mış kızın adı. Birbirlerine telefonlarını vermek için tekrar görüşecekler, bu çok hoş. Osman’ın hayatına birinin girmesi gerekiyordu. Tam Osman’a göre; tatlı, naif, sevimli bir kız.

İpek annesini çok özlüyor. Fikret devreye giriyor, İpek’in annesiyle görüşmesine izin vermesi için kendi annesini ikna ediyor. Kız iki ay sonra annesiyle buluşuyor nihayet. Kadını söylediği bir söz kafa karıştırıcı, “Ben zaten Adem’in Boran’ın oğlu olduğundan da şüpheliyim” diyor.
Bu arada Murat, kendini iyice üniversiteye hazırlanmaya, derslere kaptırmış olan Bade’yle arkadaş olmaya, onunla yakınlaşmaya çalışıyor. Ayakları yere basan ve onlara ihtiyaç duymayan kadınlar ilgilerini çeker ya erkeklerin, Murat da o hesap. İlgi gösteriyor, kıskanmaya başlamış durumda.

SüreyyaFaruk’un kollarında tekrar, ama çok tedirgin, çok düşünceli. “Eskisi gibi olabilir mi her şey, tekrar aynı şekilde teslim olabilir miyim ona? Aşk güvenmediğin bir kalpte ne kadar barınabilir ki?” diye düşünüyor. Tam o sırada da Faruk’un telefonuna mesaj geliyor, açıp okuyor Süreyya; Begüm’den gelen fotoğraflı bir mesaj bu. Güvenemeyeceğini, bu kadar kolay olanayacağını anlıyor ve gidiyor Süreyya. Bir mektup bırakmış, sabah buluyor faruk. “Sevgi her şeyi aşabilir ama güvensizliği aşamaz. Sevdiğim adamsın hala, ama güvenemem artık. Sorunsuzca boşanalım” diyor mektupta… Faruk konuşmak için gidiyor Süreyay’nın peşinden, anlatıyor kendini. Bütün olanları, gerçeği neden bir türlü anlatamadığını”, her şeyi açık yüreklilikle anlatıyor. Sonra da ”Sana yetmeyeceğimi anladım, haklısın sana zorluk çıkartmayacağım en kısa zamanda boşanalım. Bu da beni son görüşün” diyor. Süreyya kalakalıyor, şaşırıyor Faruk’un ondan vazgeçmesine. Eee, fazla naz aşık usandırırmış…

‘Adı Efsane’nin Fiko’su Baran Bölükbaşı şimdi ‘Sevdanın Bahçesi’nde

Kanal D’nin yeni dizisi Sevdanın Bahçesi, 23 Eylül Cumartesi akşamı ilk bölümüyle ekrana gelerek yayın hayatına başlayacak. Başrollerini, 15 yıl aradan sonra tekrar aynı projede rol olan Emre Kınay ve Sibel Can’ın paylaştıkları dizinin önemli rollerinden birini de genç oyuncu Baran Bölükbaşı üstleniyor.
Yine Kanal D’de yayınlanan ve kısa bir süre önce final yapan Adı Efsane adlı dizide canlandırdığı Fiko karakteriyle izleyicinin sevgisini kazanan 23 yaşındaki oyuncu Baran Bölükbaşını, Sevdanın Bahçesi’nde Tolga rolüyle izleyeceğiz.
Yapımcılığını Gold Film’in üstlendiği, senaryosunu Birol Güven’in yazdığı, Emir Khalilzadeh’in yönettiği Sevdanın Bahçesi’nin oyuncu kadrosu; Sibel Can, Emre Kınay ve Baran bölükbaşı dışında, Begüm Kütük, Paramparça’nın Hazal’ı Alina Boz, Esra Kızıldoğan, Mehmet Bozdoğan, Berat Yenilmez, Hakan Atalay, Haydar Köyel, Yasemin Öztürk, Melehat Abbasova, Doğa Konakoğlu gibi isimlerden oluşuyor.

Dizide Tolga karakteriyle izleyeceğimiz Baran Bölükbaşı’nı kısaca tanımak ister misiniz? 1994 yılında İstanbul’da doğan genç oyuncu, Beykent Üniversitesi Oyunculuk Bölümü’nü bitirmiştir. 10 yaşından beri müzikle uğraşan, gitar çalan oyuncuyu ilk olarak Adı Efsane adlı dizide izledik. Baran Bölükbaşı’nın, canlandırdığı ‘romantik serseri’ Fiko karakteriyle izleyicinin büyük beğenisini kazandığı dizi, başrol oyuncularının ayrılmasından sonra verilen kısa aranın ardından, değişimlerle geri döndü, fakat düşük gelen reytingleri nedeniyle kısa sürede final yaptı.
İlk dizisiyle böylesine dikkat çeken ve hatırı sayılır bir hayran kitlesine ulaşan genç oyuncu, şimdi de Emre KınaySibel CanBegüm KütükAlina Boz, gibi isimlerle birlikte Sevdanın Bahçesi adlı diziyle 23 Eylül Cumartesi akşamı Kanal D’de izleyici karşısında olacak.

Kalp Atışı 12. bölümde Ali Asaf babaannenin ölümüyle ilgili gerçeği duyuyor

Fatih bütün kızgınlığıyla soluğu Bahar'ı vuran adamın yanında alır. Ali Asaf onu zorlukla durdurur. Hatta Fatih'in elindeki neşter yüzünden yaralanır ama kimseye söylemeden kendisi tedavi eder. Oğuz Fatih'i zapt etmeye çalışır

Eylül ise Mehmet'ten öğrendikleri ile ameliyathaneye girer ve Selim'i durdurmaya çalışır. Ancak Selim zaten polislere haber vermiştir. Amelayat da çocuğun karnından çıkanları polise verir. Bunu yaptığı için Selim'e kızar

Acile düşmüş bir hamile kadın gelir. Kadın zorlukla nefes almaktadır. Rontgen çekmeleri gerekir ancak kadının küçük çocuğu lösemiymiş ve onu kurtarması için bu çocuğu doğurması gerekliymiş. Annenin kalp yetmezliği de varmış. Kalp için müdahale edilmesindense kendisine tüp takıp bitkisel hayata geçmeyi bile kabul eder. Kimse bunu yapmasını istemez. Selim başka riskli bir ameliyata başlar. Kanama çok olunca kadını kurtarıp bebeği alırlar.

Kafasından bıçaklanmış sarhoş bir adamı hastaneye getirirler. Ali Asaf ve Oğuz adama müdahale eder. Oğuz ile Ali Asaf ne yapacağına karar verene kadar sarhoş arkadaşı bıçağı çekip çıkarır. Allah'tan fazla bir şey olmaz

Fatih'in zengin babası oğlunu kurtarmak için avukat yollar. Avukat Fatih'in dövdüğü adama para verip sustursa da Fatih itiraf eder. Oğuz sonrasında gidip nezaretteki Fatih'i çıkarır

İpek o gün hastanede işe başlar. Eylül onu bir kez daha tersler. Alp ve Samet ise kıza bayılırlar. Ali Asaf da kızın bir ameliyata kendisi ile girmesini ister. Eylül ameliyata girmek isteyince gerginlik çıkar.

Sinan'ın doktor karısı treking de yaralanan iki hastayı hastaneye getirmek zorunda kalır. Sinan kadını görünce öfkeden köpürür. İki hasta da birbiriyle kavga etmeye başlarlar. Diğer arkadaşlarını düşerken tutmamakla suçlarlar.

Hastaneye maliyeciler gelir. Sinan ve babasının düzenlediği bir komplodur. ZiyaNur istifa etmek istese de Ali Asaf babasına engel olur. Ziyanur ise Eylül'e söz verdiği gibi babaannesinin ameliyatına giren diğer doktorun telefonunu verir. Yaşlı doktorla buluşur. Doktor hiç bir sorunun olmadığını söyler. Eylül inanır ve babasını görmeye gidip onu yıllardır suçladığı için özür diler

Alp gün içinde kendisini yanağından öpen Esma'yı terslediği için pişman olur ve kızı Samet'in karavanı ile yemeğe çıkarır. Kıza çıkma teklif eder. Kız kabul eder. Öpüşürler.

Ali Asaf ise babası ile görmek için odasına girecekken içeride babası ile o doktorun konuşmasını ve Ziyanur'un adama verdiği parayı görür. Üzüntüden kahrolur. Eylül ve babaannesi ile ilgili olan şeyleri düşünür. Ali Asaf babasına gidip "Sen benim babam olamazsın" diye bağırıp çağırır ve adam kalbini tutarak hatta başını sehpaya vurarak düşüp kalır. Yardımına Ali Asaf koşarken onun sesini duyan Eylül de oraya gelir.


22.09.2017

Ateşböceği dizisinin günü değişti, artık Pazar akşamları yayınlanacak

Star TV’nin Perşembe akşamları yayınlanan romantik komedi dizisi Ateşböceği’nin hayranları, 21 Eylül Perşembe akşamı diziyi kanalın yayın akışında göremeyince panik oldular; acaba ne olmuştu? Çok geçmeden gerçek anlaşıldı; dizinin yayın günü değişmişti. Başrollerini, sevilen genç oyuncular Seçkin Özdemir ve Nilay Deniz’in paylaştığı, oyuncu kadrosunda Seda Güven, Durul Bazan, Belma Canciğer, Şebnem Dilligil, Gözde Çığacı, Çağrı Çıtanak, Berkay Tulumbacı, Alicia Kapudağ, Umur Yiğit Vanlı, Lal Tayra Bahar, Çiğdem Aygün, Aslı Samat Ve Derya Alabora gibi isimlerin bulunduğu Ateşböceği bundan sonra Pazar akşamları yayınlanacak.

Senaryosunu Ebru Hacıoğlu'nun yazdığı, Barış Yöş’ün yönettiği Mia Yapım tarafından hazırlanan Ateşböceği, 12. bölümüyle 24 Eylül Pazar günü ekrana gelecek.

Ateşböceği dizisinde en son neler olmuştu, bir bakalım? Aslı ve Barış sonunda Veli’nin açığını yakalamış; bu işi bitirmek için yine bir maceraya atılmışlardır. Ama bu sefer Cahide’nin yönlendirmesiyle İlayda da olaylara dahil olur. İlayda’nın varlığı ile Aslı’nın ajanlık planları suya düşer. Barış’ın, Emrah’la ilgili uyarılarını dikkate almayan Aslı’yı kötü bir sürpriz beklemektedir.

Ver Elini Aşk 3. bölüm özeti şu; kim kimi kandırıyor, belli değil

Sultan’ın yani Ayperi’nin fotoğrafını gören Emin Ağa, şaşkına dönmüştü. Ayperi’yi evin önünde gören Kaan sinirlenip ve Ayperi’ye bağırmış, ağzına geleni söyleyip onu kovmuştu.
Kaan kucağında bebeği, otele dönüyordu. Ama aklı da Ayperi’de. Arkadaşı Mesut’u arayıp haber verdi, “Alıp eve götür onu” dedi. Ayperi ise kendi durumunu dert edeceğine, “Zavallı dedemi torunundan ayırdı o. Üzüntüden yataklara düşmüş müdür dedem” diye üzüldü ve kızdı Kaan’a.
Emin Ağa da sevincinden oynamaya başladı; “Hele hele Antepli” diye. Ayperi’nin dedesi anlamadı tabii. “Senin torunla benim torun zaten evlenmiş bir de bebecik etmiş” dedi. Adamcağız fenalık geçirdi…
Ama sonra düşündü Emin Ağa; “Senin Sultan iki aydır İstanbul’da değil mi?” diye sordu Asım Onbaşı’ya. “O zaman o bebeği nasıl ettiler. Kediler bile iki ayda edemiyler?” dedi… “Ben o bebeği nasıl ettiler öğrenicim, sonra üç bebe daha ettirecim” dedi Emin Ağa.
Mesut Ayperi’yi alıp kendi evine götürdü. Mesut’un kardeşi Simten Kaan’ı seviyor ya, kızın odasında duvarda Kaan’ın fotoğraflarını gördü Ayperi . ”Yazık ya gönül bu, ota da konuyor, camışa da” dedi.

Sabah oldu Kaan’ın konuştuğu dadı gelmedi, bebeği ne yapacağını şaşırdı.

Emin Ağa gizlice İstanbul’a geldi ve Mesut’un annesi Ayten Teyze’yi aradı. Görüşmek için çağırdı., “Kimsenin haberi olmayacak” dedi.
Kaan bebeğe baksın diye Simten’e rica etmek için geldi, ama içeri girince Ayperi ile yine birbirine girdiler.
Lalin, Fulya Hanım’ın telefon numarasını bulup mesaj attı; “Kaan evli ve çocuklu bir adam, onu rahat bırakın” diye. Ama o sırada Fulya Hanım’ın telefonu Oğuzların odasında kalmış. Oğuz mesajı okudu. Ve hemen geri aradı. Mesajı atanın lalin olduğunu öğrenince de çok kızdı. Ben abime iyilik yapmak istedim. Fulya Hanım mesajı okuyunca abimi kovar o da Antep’e gelip dedemle barışır diye düşündüm” diye niyetini açıklamadı. Oğuz ise ona çok kötü şeyler söyledi. “Sen hiçbir şey yapma, abine iyilik de yapma, beni de öpme. Kendini bir odaya kapat ve oradan hiç çıkma” dedi. Biraz sert oldu ama.

Ayten ile Emin Ağa buluştular. “De bakayım, Kaan o çocuğu kimden etti? Arkamdan ne dolaplar çeviriyorsunuz?” diye sıkıştırdı Ayten’i.

Ayten de herşeyi döküldü hemen; bebeğin Kaan’ın Amerika’daki bir gecelik ilişkisinden doğduğunu ve Ayperi’nin de dadı olduğunu anlattı. “Demek o dadıyı da bana gelin diye yutturdunuz” diye kızdı. “Yutturamamışız demek ki” dedi kadın. “Yutucaz Ayten Hanım, yutacağız” dedi Emin Dede memnuniyetle.

Kaan, Ayten Teyze’yi arayıp bakıcı bula işini ona havale etti; “Sakın Ayperi bu işe karışmasın” diye de tembih etti. Ama dede, planlara başladı; “O karışmayacak, ama ben karışacağım” dedi.

Oğuz da Lalin’in onu öpmüş olmasının vicdan azabı ile her şeyi Kaan’a anlatmaya hazırlanıyor.
Dadı seçme işine Ayperi karışınca, bütün dadılar kaçıp gittiler tabii. Ayten Teyze’nin ısrarıyla herkes akşam yemeğinde sofrada toplandı. Ve o sırada apartmanın, Simten ve Ayten’in dükkanlarının satılığa çıkarıldığını öğrendi.
Kaan ertesi sabah öfke ile Antep’e gelmiş, kapıya dayandı. Dedesine kafa tuttu, “Günahsız insanları nasıl evlerinden, işlerinden edersin?” diye. “Vazgeç bundan” dedi Kaan. “Vazgeçir. Torunumla gelinimi Antep’e getir, burada oturun diye.”
Bunun üzerine Kaan her şeyi itiraf etti; yani evli olmadığını, bebeğin de Amerikalı bir oyuncudan olduğunu. Dede fenalaştı, düşüp bayıldı. Hemen hastaneye kaldırdılar. Kaan pişmanlık içinde kıvrandı durdu…

AyperiSimten’in odasındaki Kaan’ın fotoğraflarının yüzüne kayıp ilanlarındaki karakaçanın kafasını yapıştırmıştı. Mesut bunları görünce kayıp ilanındaki eşeği hatırladı ve Ayperi’ye gösterdi. Böylece kayıp ilanından görüp aşık olduğu kızın, Ayperi’nin kız kardeşi olduğunu öğrenmiş oldu. Ama Ayperi ablası Kiraz’ın bir adam için onları bırakıp kaçtığını söyledi. Bunlar olurken, diğer yanda Kiraz kirasını ödeyemediği için evden atıldı.

Emin Dede kendine geldi ama hiçbir şeyi hatırlamıyor numarası yapmaya başladı. “Gelinimle torunum nerede? diye sordu. Doktoru da ayarlamış, “Bir şok, bir travma sonucu hafızanın geçici olarak kaybı” diye anlattı hastalığı ve bir daha böyle bir durumla karşılaşmaması gerektiği uyarısını yaptı. Dede hastaneden eve geldi, numaradan torununu ve gelinini sayıklayıp durdu.

Mesut Kiraz’a olan aşkından kahrolmuş, süklüm püklüm dolanıyor evde, “Bugün de bunun üzerinden kamyon geçmiş gibi” dedi Ayperi. “Hayat üstümüzden geçmiş kamyonların otoparkıdır” diyor kardeşi de.  

Ayten Hanım arayıp sordu, “Ne yaptınız, neler oldu? Diye. Dede; ”Yalancı eniğin dürüst olacağı tuttu, her şeyi anlattı. Düşüp bayıldım ben de; hep onlar mı film çevirecek. Ayılınca da hiçbir şeyi hatırlamıyormuş gibi yaptım. Dinsizin hakkından imansız gelir” dedi.

Gündüz Kaan kapıya dayanınca Lalin panikle Oğuz’u aramıştı, “Öpüştüğümüzü abime neden söyledin” diye. Oğuz da Lalin’i korumak için gelmiş. Yanlış anlama olduğunu öğrenince rahatlıyor Oğuz. Ama yine de öpüşmeyi Kaan’a itiraf etmekte kararlı. Kaldı mı böyle dürüst erkekler?

Kaan’ın anne ve babası, dedenin hastalığını duyunca apar topar Kıbrıs’tan kumar oynamaktan döndüler. Emin Ağa, hafıza kaybı numarasına sığınıp hiç sevmediği gelinini hatırlamıyormuş gibi yaptı. Onları biraz oynattı, sonra “Hatırladım, boyalı çıngırak bu” dedi.

Dedesine gerçeği anlatmaya çalıştı Kaan, ama yaşlı kurt, yine başı ağrıyor numarası yaptı. Kaan da mecburen Ayperi’yi aradı, onu tekrar işe aldığını söyledi. Sonra da her şeyi anlattı. Dedesine aralarının bozuk olduğunu söylediğini ve Emin dedenin de onları barıştırmak için yarın İstanbul’a geleceğini söyledi. Kaan aslında yavaş yavaş Ayperi’den etkilenmeye başladı; özellikle de onun bebek ile anne gibi ilgilenmesinden hoşlanıyor. Ama henüz kendisi de bunun farkında değil.

Mesut yine sarhoş bir haldeyken, deniz kenarında Kiraz’a rastladı. “Sen o’sun” dedi ve kızın kucağında sızdı kaldı.

Dede ve Kaan, ertesi sabah İstanbul’a geldiler. Ve yalana devam. Sözde onlar iyiliği için dedeyi kandırıyorlar, oysa dede onları kandırıyor, haberleri yok.

Mesut, gece Kiraz’ın kucağında sızmıştı ya gündüz olup uyanınca onu tanıdığını belli etti. Kız koştu kaçtı, ama Mesut ona yetişti, alıp Ayperi’nin yanına getirdi. İki kardeş kucaklaştılar, herkes balkonda kahvaltı başındaydı. Kiraz, dedeyi tanıyıp “Emin Ağa” diye seslenince herkes şaşırdı. Şimdi ne olacak? Herhalde dedenin iyiliği için Kiraz’ı da susturup yalanlarına ortak edecekler.

21.09.2017

Bizim Hikaye 2. bölümde Fikri Yunanistan da hapishanede

Fikri baba kahveye gittiğinde Rahmet'in ders verdiği kız olan Müjde'nin babası ona kafa atıp "Kızımdan uzak dur" der. Burnundan kan akan babasına "Bu benim tişörtüm değil mi?" diye soran Hikmet'e babası Fikri kafa atar. Bu manzarayı gören Barış; Filiz'e babasına nasıl dayandığını sorar. Filiz de şaka ile karışık "Ne kadar uzağa gitse o kadar iyi" diyince Barış onu takip etmeye başlar.

Ertesi gün Fikri babanın maaş günüdür ve ortada yoktur. Çocuklar her yerde onu ararlarken mahalledeki inşaatta ceset bulunduğu haberi ile üzüntü ve telaşa düşerler. Barış; Filiz'e "Baban orada değil; nerede olduğunu biliyorum" der. Meğerse Barış; Fikri babayı Yunanistan'a bırakıp gelmiştir. Filiz "Beni de götüreceksin; babamı alıp geleceğiz" der ve yola çıkarlar

Fikri ise gözünü Yunanistan'da açar. Pasaportu olmadığı için direkt nezarete atarlar. Barış kızı sorunsuz sınırdan geçirir. Gece ağaç altında beraberce uyurlar. Barış; Fikri'yi Yunanistan'da nezaretten çıkarır. Herkes evine dönerken Barış sınırı geçmek için kullandığı gizli bölmeli minibüsü adamlara teslim eder

Barış kızla ilgili umutsuzluğa kapıldığı bir sırada küçük kardeş Kiraz onu cesaretlendirir. Fikri kahvede Müjde'nin babası ile kafayı çekerken adam eski karısının yemeklerinden, böreklerinden bahseder. Fikri kadına teşekkür için gider. Evde musluk patladığı için Fikri yardım eder ve kadının evden dışarı çıkamama hastalığına yardım edeceğini söyler.

Fikri maaşını kendisi ile çekip paranın bir kısmını kardeşlerinin ihtiyaçlarını gidermeye çalışan Filiz'i atlatıp kaçar. Maaşını çekip bira borçlarını öder.

Polis olan çocuk eve gelip Filiz'i polis balosuna çağırır. O sırada telsizine çalıntı araba ihbarı gelir. Arabanın peşine düşer. Arabayı Barış kullanmakta; polisten kaçmaktadır. Ara bir yolda kısılıp kalır. Polis ona silah çeker. Bölüm burada biter. Barış zengin çocuğumu yoksa kirli işler yapan birisi mi anlayan var mı? Bir sonraki bölümde Barış konusu da biraz açıklığa kavuşur mu acaba? Hayır bütün gün hiç işe gitmiyor sonuçta.. Enteresan bir durum