Comments

{getPosts} $results={3} $type={comments}

29.06.2016

Şahane Damat 2. bölüm özet. Mehmet Melike'ye yüzük alıyor.

Geçen bölüm Mehmet ve Melike'ye doğru "Damadım" diye koşan bir kaynana vardı Melike'yi itip damadına sarıldı. Çocuk her doğruyu söyleme hareketinde Melike onu Diva ile geçekleri söylemekle tehdit etti. Koca meraklısı abla Cennet, şöhret olma meraklısı abi, damadı tayyare zanneden ve aklı gelip giden bir dede.. Yalnız kaldıkları bir an Melike yalanlarını ve neden söylediğini anlatır. Mehmet ile anlaşırlar. Diva bu arada küçük basıncım dediği Melike'nin herşeyi gazetelere yazacağını ve onu kurtaracaklarını sanmaktadır. Melike'nin annesi kızın parmağında yüzük olmadığını farkedip kızına kızar.Mehmet de ona mecburen bir yüzük alır.

Tahsin ve Mehmet beraber Mehmet'in evinde oturdukları yalanını söylerler. Anne elinde pekmez kavanozu ve atlet kontrolleri ile ikiliyi zorlamaktadır. Mehmet'in nişanlısı onunla yemeğe gider. Kadın çocuk tuvaletteyken cekedini kurcalayıp yüzüğü bulur ve haliyle kendisine alındığını zanneder. Melike; Tahsin'in aşk doktoru lakabıyla verdiği seminere katılır.

Bir de albay emeklisi hafif çatlak bir komşuları vardır. Dede kaybolup ona gider. O sırada evden kaçan Diva oraya gider ve onu göremeseler bile sesini duyarak Mehmet'in evinde bir kadını esir tuttuklarını anlarlar. Polise haber verirler.

Amca Divanın hasretiyle yanmaktadır. Hastanenin sahibi karısı durumdan işkillenerek peşine dedektif takar. Adam onu Mehmet'in evine girerken görür ve haber verir. O da yiğeni gazete sahibi kıza haber verir. İkisi de eve gelmeye çalışır. Polisler onlardan biraz önce gelir. Melike daha önce Diva'nın astronomi ve burçlara meraklı olduğunu öğrendiği için hemen kadının burcuna "Sevdiğinizi ele vermeyin" gibilerden birşeyler yazar. Bu badire de atlatılmıştır. Fakat ikilimiz bahçede konuşurken birbirlerine teşekkür için sarıldıklarını Mehmet'in nişanlısı görür. Kızın parmağındaki yüzüğü de görür ve sorgular



28.06.2016

Tatlı İntikam 14. Bölüm. Sinan Pelin'den özür diliyor. Ellerimde Çiçekler

Sinan ellerinde Peli'in en sevdiği çiçek olan papatyalardan kocaman bir demet papatya ile onun evine geliyor. Saat geç olduğu için zili de çalamıyor. E cep telefonları da göle düşmüş. Çareyi eski moda cama taş atmakta buluyor. Camına bakıp ışığın açık olduğunu görünce içinden "Üzüntüden uyuyamamış. Naaptım ben böyle" diyor.  Birkaç taş atmasına ragmen cama çıkmayınca "Uyumuş sanırım" diyor. Pelin duyduğu sese şaşırıyor ve içinden "Bu ne şimdi bu saatte. Hırsız taş atacak değil. Yoksa" Burda yüzünde bir yumuşama erime belirtisi oluyor." Foyası da ortaya çıktı hala niye peşimde bu?" Aşağı bakıyor ve Sinan'ı ellerindeki papatyalarla görüyor ve etkileniyor "Papatya ile gelmiş" Yumuşuyor yüzü değişiyor. Sonra yine sinirli Pelin oluyor "Alsın başına çalsın papatyasını. O tacı da atıyım kafasına da. Al karına götür diyim" Sinan da aşağıdan bakarak teşhis koyuyor. "Çökmüş sanki bir günde. Kıyamam sana" O arada Pelin camı açınca seviniyor çocuk. Pelin kısık sesle soruyor "Ne işin var burda. Gider misin?" Sinan da kısık sesle "Pelin lütfen aşağı iner misin? Konuşmamız lazım" Pelin'in hiç niyeti yok "Evli barklı adamsın. Git karınla konuş bu saatte." Sinan yalvarıyor "Lütfen yok öyle birşey. Bi dinlersen açıklıycam" Pelin sinirleniyor "Hala yalan söylüyorsun. Hala inkar ediyorsun. Dedesi söyledi işte" Sinan "Ya var gibi ama yok. Gelirsen anlatıcam işte. Lütfen Pelin" 

Bu sırada Pelin'in salonunda yatan Simay sesleri duyar, dinler, korkar ve karşısında yatan Başak'ı kaldırır. Dışarda hırsız var diye



Bütün video boyunca İlhan Şeşen'in "Ellerimde Çiçekler" parçası çalmaktadır

Son zamanlar yaptıklarıma bakma ne olursun 
Benim aklım başımda değil 
Sana söylediklerimi kafana takma ne olursun 
Onlar ipe sapa gelir şeyler değil 

Seni sevmiyorum dedim yalandı 
İstemiyorum artık palavra 

Ellerimde çiçekler kapında sırılsıklam 
Görürsen bir gün şaşırma 
Beni böyle çaresiz 
Beni böyle derbeder 
Beni böyle ortalarda bırakma...


Hanım Köylü 10. Bölüm. İlkgün Ferit'e 'seviyorum' dedi

Ferit İlgün ile konuşmak için evlerine gelir. Erol hemen giriştedir ama onu geçmek Ferit için çocuk oyuncağıdır. Tekerleğin arızasını giderecek bir şeyle onu oyalayıp yukarı kaçar.

İlkgün sorar "Ne oldu? Senin acı çekmelerin geçti mi?" Ferit gülerek "Geçti tabi. Turp gibiyim. Niye? Çünkü sana beni seviyor musun dedim. Sen de bana tamam lan tamam dedin" İlkgün anlamaz ama Ferit oldu bittiye getirip kıza sarılmaya çalışır. "Artık resmen sevgili olduğumuza göre sana sarılabilirim heralde. Gel buraya" Kız bu lafa karşılık hoşuna da gitmesine ragmen "Çüş. Ne yapıyorsun?" demez mi? Ferit bozuluyor "Ne çüşü ya. Kokunu içime çekicem" İlkgün reddetmekte ısrarlı "Sana şimdi bir tokat çekicem. Bana bek. Sen nerden çıkardın bakem çıktığımızı. Ben seni atlatmak için öyle dedim. Babam geliyor diye" Ferit duygularıyla oynadığını ileri sürerek kızın kendisinden özür dilemesini ister. Kız da "Oldu canım" der. Ferit lafı çekerek " Peki affettim. Ben sana özür dile dedim. Sende oldu canım dedin. Kabul ettin. Oldu eşittir tamam. Kabul demek"

Kız bu sefer gülüyor "Ya senin şu herşeyi gerisinden anlama huyun ne olucak acaba?" Ferit "Seninde herşeye soruyla cevap verme huyun ne olucak. Ya bi kere de cevap ver seviyor musun?" İlkgün çocuğun gözlerinin içine bakarak "Sen bunun cevabını bilmiyon mu?" Ferit gülerek "Biliyom emme ağzından duymak istiyom"  Kız da bi düşünüyor bakışlarını indiriyor gülüyor ve "Duy o zaman. Seviyom"  Ferit çok seviniyor "İşte bu ya. Süper süper süper" diyor. Kız "Emme insan olarak seviyom. İyi bir çocuksun" Ferit'in yüzü düşer ve hakkaten bozulur "Çocuk mu? Yok artık ya" 

Hanım Köylü 10. bölüm özet. Ebe nine denizde kayboldu

Koptagel köy meydanına bitkin ve darp edilmiş bir şekilde gelir ve köylüye İsmailleri şikayet eder. Düzgün aga olayın üzerine gider ve kadınlar meclisinin davayı görmesini ister. Karşı tarafta ise Bay Fikri vardır. O ise İsmaillerin tarafındadır. Kısa İsmail'in zekasıyla olayı kız meselesinden köyde yasak olan minibüs meselesine çevirirler ve onlar da Koptagelden davacı olurlar. Koptagel aslında minibüsünde olan "Haydar" ile onları dövmüştür.

İsmailler kaçmaya yeltenirken Ferit; kısa İsmail'i takip ederek onları bulur ve Düzgün, Erol, Koptagel'in yardımıyla köye geri getirirler. Mahkeme iki tarafı da suçlu bulur. Karara başkan Emine'nin bastırması sebep olmuştur. Düzgün; Emine'ye söylenir. Fikri'nin kendi oğlu yerine İsmaillerin tarafını tutması herkese ilgi çekici gelir Ferit bu süreçte İlkgün'ün ricası üzerine Koptagel'den şikayetini geri almasını ister. Koptagel kabul eder.

Reşat ağa Fikri'leri iftara çağırır. Yanlış anlaşma sonucunda Döne kendisini istemeye geleceklerini zanneder. İsmaillerden Düzgün'ü Koptagel'e vermek istediğini öğrenen Ferit deli olur ve konuyu Elmas'a taşır. Elmas bayılır. Koptagel yemin billah ederek olayı savuşturur.


Kısa İsmail bu akşam gidip kızları istiyelim yoksa birisi gelip kızları bizden önce istiycek der. Çiçek ve çikolata için Marmarise gitmeleri gerekmektedir. Fikri'den karavanı isterler. O da verir. Cüneyt Gülgün'ü karavana gitmek ve onun fotograflarını çekmek konusunda ikna eder ve karavana götürür. İsmailler de Koptagel ve Elmas da oraya aynı anda girer. Çocukları karavanda yalnız gören Elmas konuyu idare etse de İsmailler kızı görür. Ama Muhacire bunu nasıl söyleyeceklerini bilemezler.

İsmailler kız istemek için harekete geçer. Muhaciri bizim sonucu bekle diye oyalarlar. Laz İsmail çiçek ve çikolatayla Reşat aganın evine gelince Ferit iftar yemeğinden Düzgün'e özellikle yanlış haber uçurur. "Babam Koptagel'e Döne'yi istiycek" der. Düzgün aceleyle Reşat'a gider. kapı ağzında muhtar Emine ve İsmaillerle karşılaşır. Ondan kızlarını isteyen gençleri duymazdan gelir.

Fikri Laz İsmail'e Yaprak'ı ister. Reşat da verir. Bu arada babasını evden uzaklaştırmış olan Ferit İlkgün ile konuşur. Ertesi gün minibüsle kadınları Kız Kumu'na götürmek için ondan yardım ister. Daha öncesinde de bu köyün geçim kaynaklarıyla ilgili bilgi istemişti. Neyse. İlkgün kabul eder. Ebe kadını da ikna eden Ferit ve Koptagel meclisin kadınlarını müzik ve oyunlar eşliğinde kumsala götürür.

Koptagel ebe kadını bir can simidinin üstüne oturtup oyalarken Ferit ve İlkgün evlilik ile ilgili kararlar alırlar. Tam bu sırada kadınlardan bir kaçı suya kapılır. Küçük çaplı bir boğulma tehlikesi atlatırlar. Oluşan kargaşa da ebe kadın akıntıya kapılıp açığa sürüklenir. Ama endişelenmeyin İsmailler tekne ile balığa açılmıştı. Muhtemelen onlar kadını kurtaracak. Ama Feritlerin başı ağrır mı onu bilemiyorum


27.06.2016

Seviyor Sevmiyor 2. Bölüm. Deniz ve Yiğit asansörde kalır

Deniz ve Yiğit asansörde kalırlar. Deniz çok panik olur ve kapılara vurup, düğmelere basıp bağırmaya başlar. Yiğit onun kolundan tutup durdurur. Boynundaki kimliğe bakar. "Deniz Aslan"  Deniz içinden "İşin bitti Deniz. Aferin"  Yiğit sakin sakin konuşur. "Çıkmak istiyorsun anlıyorum. Ama kapıya vurmak bir işe yaramaz biliyorsun değil mi?" 
Yiğit çağrı düğmesine basıyor "Alo Gazi ben ne konuda yardımcı olabilirim" Diye bir ses geliyor. Yiğit "Yiğit Balcı ben asansörde kaldık." Gazı "Hemen geliyorum efendim" diyor.

Deniz hıçkırmaya başlıyor. Terliyor ve elinde sıktığı için parçalanmış kağıt mendille alnını siliyor. "Tüyü diktin Deniz. Aferin. Aferin sana" Yiğit alnını gösterip "Alnında" diyor. Deniz hafif tırsarak "Enayi mi yazıyor yoksa" diyor içinden. Yiğit "Peçete var" diyor. Kız derin bir nefes alıyor ve veremiyor. İçinden "Nefes alamıyorum. Şuan unuttum. Nefes almayı unuttum. Nasıl nefes alıyorduk ya.Nasıl nefes alıyorduk." Yiğit'in dikkatini çekmeyi başardı. "İyimisin sen?"

Tam o sırada ışıklar gidiyor. Kız korkarak köşeye gidiyor ve yere çöküyor. Sık sık nefes alıyor. Yiğit yanına gelip ona doğru eğilip "Sen iyi olduğuna emin misin? Bir rahatsızlığın falan yok dimi? "Kız cevap vermiyor. Yiğit biraz canı sıkkın ne yapacağını bilemiyor. "Tamam tamam sakin ol. Sakin ol. Sakin ol" diyor ve elinde tuttuğu tabletten bir şey arıyor. Kulaklığının birini çıkarıp kızın kulağına takıyor. Kız müziği duyunca sakinleşiyor. Mirkelam'ın Hatıralar parçası çalıyor. Yiğit "Ben bu şarkıyı ne zaman dinlesem kendimi daha iyi hissediyorum. Bir arkadaşım öğretmişti. Bir zamanlar." Eski günlere ait bir hatıra geçiyor ikisininde gözünden. O sırada Gazi gelip onları kurtarıyor. Yiğit tek keline bile etmeden çekip gidiyor. Deniz öylece kalıyor

Videoyu izlemek için tıklayınız

Aşk Laftan Anlamaz 2.Bölüm. Hayat'ın Murat'ın aklını başından aldığı an

Hayat Didem'i kurtarmaya çalışırken ayağı burkulup süs havuzuna kapaklanır. Üstü başı ıslanır. Yarım saat sonra ise Murat ile toplantıda olması gerekmektedir. Tuval onu karavana çağırır ve hazırlanmasına yardım eder. Önce kızı kendi tarzında sorguya çeker. Sonra elbise seçer. Hayat kendisine sunulan iki elbisenin de fazla iddialı olduğunu söylese de fazla seçim şansı yoktur. Tuval onun için seçim yapar. Kırmızı mini straplez bir elbise..

Karavanın merdivenlerinden Hayat inmeye başlar. Kımızı yüksek topuklu açık ayakkabıları da kırmızı küpeleri de çok zariftir. Saçlarını yüksek sıkı bir topuz ie toplamış; yüzünün güzelliği iyice ortaya çıkmıştır. Karavandan inip patronuna doğru yürür.

İlk olarak onu Murat görür ve büyülenir. Didem'in gözleri açılır, oturduğu yerde huzursuzlukla kımıldanır. Tuval ise yarattığı şey karşısında hoşlanma ve şaşkınlık duyar. Etrafı kızlarla çevrili olan Doruk da etkilenmiştir. Murat sonunda şaşkınlıktan açılan ağzını kapayabilir ve başıyla onaylama işareti yapar. Hayat "Ben hazırım Murat bey" Murat bir onaylama ifadesi ile gülümseyerek "Görüyorum. Kerem arabayı hazırlasana. Doruk hadi" Doruk yine işi asar "Abi siz gidin ben kalıyorum" der. İkili arabaya doğru ilerler.


26.06.2016

Aşk Laftan Anlamaz 1.Bölüm. Hayat ve Murat asansörde kalıyor

Hayat iş görüşmesinden çıkışta asansörde Murat ile karşılaşır. İkisi de şaşırır. Hayat ağzından alevler çıkarak çocuğa çemkirir "Yuh yine mi sen? Peşin peşin söyliyim. Öyle peşine düşerim takip ederim tripleri bana sökmez. Bak hiç korkmam" Murat "Burası benim iş yerim" der. Hayat sa "Ne tesadüf benimde" der :) Murat asansörün düğmesine basar. "Müsade ederseniz aşağı inicem ama tanımadığınız biriyle aynı asansöre binme konuşunda bir fobiniz yoksa" diye kıza laf sokar. İlk karşılaşmalarında kız onunla aynı taksiye binmemişti de :)

Asansör bozulunca Hayat birden panik olur ve kekeleyerek "Bir şey yap. Panik atak geçiriyorum. Nefes alamıyorum" diye çocuğa yalvarır. Murat sonunda dayanamayıp kıza döner. "Klostrofobik birine ne yapılır biliyorum ama gene kızacaksın" Hayat nefes nefese ve panik halde "Yap ne biliyorsan onu yap" diyince eh sen istedin gibilerden Murat kızın kolundan tutup kendine çekiyor sarılıyor. Kızı omzuna yatırıp saçını okşamaya başlıyor. Bir taraftan da "Tamam. Geçti. Sakin ol. Güvendesin. Sakin ol" diyor ve kendi kendine gülüyor.

Sonra kızın saçını koklayıp çöp konteynerini karıştırdığına gönderme yapıp "Hımm ne güzel bir koku" diye laf sokuyor. Hayat gözlerini açıyor "Ne bu böyle ya. Her fırsattan istifade. Bırak beni" Murat kendine çekip "Bırakmam. Kötü oluyorsun sonra" diyor. Murat kızın kafasını tekrar zorla omzuna bastırıp okşamaya devam ediyor. "Hayır asansör düzelsin öyle. Söz veriyorum" Tekrar sakinleşiyorken asansör hareket edince Murat hiçbirşey olmamış gibi üstüne çekidüzen verip uzaklaşıyor ve "Kabul et. Dikkatini dağıtıp panik atağını savuşturdum" diyor ve çıkıp gidiyor


No: 309 Dizisi 3. Bölüm. Onur ve Lale bebeklerinin kalp atışını duyarlar

Lale çay bahçesinde Onur'un kollarına bayılmıştı. Onur da onu hemen hastaneye götürür. Hemşire "Şimdi tansiyonunuz normal. Doktorunuz da şimdi geliyor. Siz dinlenmenize bakın lütfen. Geçmiş Olsun" der ve çıkar. Doktor "Evet geçmiş olsun" der. İçeri giren doktor Lale'nin aslında buluşacağı Onur'dur. İkisi de birbirini gördüğünde şaşırır.
Adam muayene etmek için yaklaşıp tabureye oturur. "Acile gelmişsiniz önce hayırdır." Lale "Ben bayıldım da. Ama şimdi iyiyim" Doktor "Hı anladım. Ama gebelikte olur böyle şeyler. Endişe etmeyin. bakalım bebeğin durumu nasıl?" Bu arada eldivenlerini giyerken; Onur'a dönüp bakar ve "Siz bebeğin babasısınız herhalde?" diye sorar. Lale ve Onur bakışırlar. Onur kafasını evet anlamında sallar. "Evet babasıyım" Karnına jel sürüp ultrasonla bakmaya başlarlar. "Bebeğimiz gayet sağlıklı görünüyor. Suyumuz da iyi. Kalp atışlarını dinleyelim" Lale "Bu ses kalp atışları mı?" Doktor  "Evet" diyince anne baba adaylarımız birbirine kaçamak bir şekilde bakıyor "Şimdi bir de genel ölçümlerine bakalım. Boyuna kilosona bakalım. Onlar da gayet iyi görünüyor. Bakalım cinsiyetini görebilecek miyiz?" Lale "Gösterir herhalde" diyor ama bebek dönmediği için göremiyorlar.


Kiralık Aşk 52. Bölüm. Sezon FİNALinde Defne'den beklenmeyen itiraf

Defne ve Ömer sonunda kendi düğünlerindeler. Tam davetlilerin önüne çıkarken Ömer; Defne'yi durdurup kızın ellerini tutup gözlerinin içine bakıyor. "Defne. Bundan sonra hayatımız böyle olacak. Tüm bu kalabalık dağıldıktan sonra biz kalıcaz. İkimiz. hayatımız boyunca birlikte olucaz. Aynı günü, aynı geceyi. Aynı ömrü paylaşıcaz birlikte. Mutlulukla ve güvenle. Yıllar geçicek eskimeden, eksilmeden yaş alıcaz. Yine birlikte. Ve ben hala şanslı hissediyor olucam kendimi. Yanımda sen olduğun için. Senle bir olabildiğim için. İyiki varsın sevgilim."

Birden Defne'nin gözlerine bir korku, bir çekince gelir. Gözlerini kırpıştırır. "Ömer benim sana birşey söylemem lazım" Tam o sırada organizatör kadın onları ikaz eder. "Evet hareket alıyoruz. Buyrun müzik başladı" Kolkola girip davetlilere selam veriyorlar. tüm sevdikleri ve aileler onları çılgınca alkışlıyor. Ömer gerçekten mutlu. Etrafa gülücükler dağıtıyor. Defne tereddütte ve hatta korkuyor gibi. Ömer'e bakarak "Herşey bir oyunla başladı" Daha ilk cümlede Ömer'in yüzü düşüyor. Alkışlar eşliğinde yürümeye başlıyorlar. "Senin evlenmen gerekiyormuş. Neriman hanım bunun için beni buldu. Bir teklifte bulundu. 200 bin liralık bir teklif. Abimin borcu vardı. Sinan beyden saklamasını istediler. Söyliycek oldu. Sude öğrenince.. Koray bey de biliyordu. Necmi bey oyun bitsin dedi. Ben sana aşık oldum. İşte bu yüzdendi kaçmalarım, çırpınmalarım, yalanlarım"

Defne'nin ağzından çıkan her isimde Ömer başını çevirip o kişiye bakıyor ve öfkesi daha da artıyor. Yalnızlığı ve aldatılmışlık hissi daha da katlanıyor. Tüm yolu geçtiler ve nikah memurunun yanına kadar geldiler. Ömer'in gözlerinden öfke fışkırıyor ve Defne korkarak ona bakıyor. Defne 'nin canı acıyor gibi.

Ömer evlense de evlenmese de arkadaşlarına ve ailesine çok öfkeli ve çok kırgın olacak. Onları asla affetmiyecek ve kabuğuna çekilecek. Artık Kiralık Aşk da hiçbirşey eskisi gibi olmayacak

Aşk Laftan Anlamaz 2.Bölüm. Hayat ve Murat'ın romatik yakınlaşması

Didem şirkette Murat'ı arıyor ve asistanına soruyor. Arşiv odasında olduğunu öğrenince oraya yöneliyor. Bu arada Hayat arşivde patronunun verdiği angarya işleri yapmaktayken bir taraftanda ev arkadaşlarıyla telefonda durum değerlendirmesi yapmaktadır. Gerçek Sına Pektaş gelmiş ve yarına kadar kendisinin de zarar görmeyeceği bir şekilde bu şirketi terk etmesini istemişti. Murat hakkında konuşurken birden arkasında olup kendisine seslendiğini duyunca panik olur. Üzerine bir  de arkadaşlarının konuşmalarının telefondan duyulması ile iyice panik olur ve merdivenden düşer.

Tabiki jönümüz Murat onu tutar ve aralarında bir yakınlaşma olur. Bu sahneyi gören Murat'ın eski sevgilisi ve şirketin baş mankeni Didem onları kıskanarak orayı terk eder. Murat "Farkında mısın her seferinde kucağıma düştüğünün" Hayat kendine gelerek "Ne münasebet ben düşüyorum siz beni kucaklıyorsunuz" Murat "E bırakayım o zaman" Hayat "Bırakın" der. Bunun üzerine Murat öylece bırakıverir. Hayat dengesini sağlayamaz ve tekrar Murat'a sarılır. "Ayy ay sakın bırakma" Bunun üzerine Murat gülmeye başlar. "Gerçekten bir dediğin bir dediğini tutmuyor. Deniz'e düşen yılana sarılır ha?" Hayat "Bırakın dedim ama öyle küt diye bırakın anlamında demedim. İnsan gibi bırakın dedim" Murat tabi tabi gibi baş sallıyor. Hayat "Siz ne istemiştiniz?" dediğinde Murat yapıştırıyor "Swot analizi" tabi bu kelimeyi Hayat ilk defa duyuyor :)


Yüksek Sosyete 2. Bölüm. Kerem Cansu'yu işten kovuyor.

Cansu içinden konuşuyor "Bir işaret istiyorum artık. Kim bizim aşığımız kim bizim celladımız" Bu sözleri söylerken kafasını çeviriyor ve Kerem ile gözgöze geliyor. Kerem de onu son bir kez daha müşteriden özür dilemeye ikna etmek için gelmekteydi. O da içinden "Ben ne birinin celladı olabilirim ne aşığı. Tek birşey olmama izin var bu hikayede aşkın celladı"

Cansu alaycı bir şekilde "Buraya kadar niye zahmet ettiniz Mert bey." Kerem bıkkın bıkkın "Konuşmamız lazım. Özür bekleyen müşterimiz yukarıda ofisimde" Cansu "O bizim müşterimiz falan değil. O buraya arkadaşlarına hava atmaya gelen sonradan görmemiz." Kerem uyarmaya çalışarak "Cansu bu iş ciddi. mahkemeye kadar yolu var" Cansu gülmeye başlar. "Yani utanmasanız diz çöküp yalvaracaksınız bana özür dileyeyim diye"

Kerem bu sefer başka koldan şansını deniyor "Ya senin bakman gereken bir ailen, vermen gereken bir kiran; ne biliyim ödenecek bir faturan falan yok mu? Bunları düşünsene hiç olmazsa" Cansu merakla "Niye sizi ilgilendiriyor bu mesele? Özür dilerim dilemem. Mahkemelik olurum olmam size ne? Hayır yani ne çıkarınız var beni burda tutmaktan?" Kerem bıkkın soruyor "Cansu son kez soruyorum. özür diliyor musun dilemiyor musun?" Cansu diklenerek inatla "Dilemiyorum" dediğinde Kerem "Çok üzgünüm" dediğinde Cansu hala durumun vehametinin farkında olmayarak "Niye? Size boyun eğmedim diye mi?"  Kerem başını iki yana sallayarak "ııı Seni bir daha burda göremiycem diye" dediğinde ancak Cansu durumu algılıyabiliyor "Nasıl yani? Kovuldum mu?" diyor Kerem başıyla onaylıyor ve "Malesef" diyor. Kız ile uzun bir bakışmaları oluyor ve bölüm bitiyor.

Paramparça 71. Bölüm. Cansu ve Deniz evleniyor

Paramparça'nın geçen bölümünde Deniz Cansu'ya evlenme teklif etmiş; Cansu da erken olduğunu söylemişti Bunun üzerine Deniz "Sen nezaman istersen Aşkım" demişti. Cansu ise bu sözler üzerine bu zarif ve içten evlenme teklifini kabul etmişti.

Fakat bu bölümde sezon finali olmasının da payıyla ikili için işler karıştı. cansu'nun ailesi özelliklede babası onun Deniz ile görüşmesini yasaklayınca ve eve kapatınca iki aşık olayları hızlandırdı. Deniz'in babasının kabadayı olmasına, işlerinin karanlık olmasına aldırmadan kız Deniz'le evlenmeye karar verirler. Cansu evden kaçar ve buluşup nikah dairesine giderler.

Cansu'nun üzerinde tam da kendi şirinliğine sadeliğine uygun bir gelinlik var. Doğrusu Deniz de oldukça yakışıklı görünüyor. Standart nikah diyalogları gerçekleşir. İkili birbirinin gözlerinin içine bakarak mutlu bir şekilde karı koca olurlar. Herhangi bir tereddüt ifadesi kesinlikle yüzlerinden geçmedi bile. Nikahın sonunda damat gelini alnından öper.

Tam bu esnada Cansu'nun asıl babası Özkan içeri girer ve olamaz anlamında başını sallar. Özkan'ı ilk kız görür. Kıza bakan Deniz onun bakışlarını takip ederek Özkan'ı görür. Özkan kollarını ve ellerini iki yana açarak "ne yaptınız siz" gibilerden durur. Cansu artık kocası olan Deniz'in elini tutar. İkilinin parmakları kilitlenir ve yüzlerinde ciddi bir kararlılık yerleşir. İki aşığa yeni sezonda bol şanslar :)

Aşk Laftan Anlamaz 2. bölüm sonunda Hayat istifa eder.

Murat Doruk'un kızla konuştuğunu görüp biraz kıskanır ardından Doruk annesinden öğrendiği bir şeyi ona sorunca; Murat da bu bilgiyi Hayat'tan aldığını düşünür.

Hayat "Gerçekten düşündüğünüz gibi değil. Nolur izin verin açıklıyım" Murat "Ben duyacağımı duydum. duyduklarımı bir kenara bırakıp gördüklerimden bahsetsek ya biraz. İşe alındığın hafta arkadaş ağırladın. baş modelimizle takıştın. Dahası hakarete varacak laflar ettin. Patronlarınla işyerindekurduğun laubuali ilişkiden bahsetmiyorum bile" Hayat bu konuşmanın bazı yerlerinde kafasını eğmiş kabullenmiş olsa da bu laf üzerine "Patronlarım mı?" Biraz kekeleyip düşünüp "Doruk beyi kastediyorsanız. Düşündüğünüz gibi birşey değildi. Kendisi benden yardım istedi." Murat ağzındaki baklayı çıkartıyor. "Ve en önemlisi. Benim iznim ve emrim olmadan Araplarla yaptığımız özel toplantının içeriğini anlatman."

İşte tam bu noktada Hayat tırnaklarını çıkarıyor ve Murat'ın üzerine yürüyor neredeyse "Ben öyle birşey yapmadım" Murat "Babamın babanla olan dostluğuna güveniyorsan yanılıyorsun Hayat" Hayat "Asıl siz yanılıyorsunuz. Hem de en başından beri. Bu güne kadar ne tür insanlarla çalıştınız ya da ne tür insanlarla takıldınız bilmiyorum. Etrafınızdakilere bakınca tahmin etmek hiç zor değil. Ama şu kadarını söyliyim ben düşündüğünüz insan değilim. Hele köstebek hiç değilim."  Murat "Nereye. Lafım bitmedi daha." Hayat tam çıkıyorken bir dönüş dönüyor. "Benim için bitti. Bana istediğiniz işi verebilirsiniz. İşle ilgili istediğiniz kadar zorlayabilir. Hatta eziyet edebilirsiniz; Ama beni karaktersizlikle suçlayamazsınız Murat bey" Murat diklenerek "Ne yapıp ne yapmıycağımı sana sormıycam. Burada patron benim." Hayat öyle mi gibilerden bir hareket yapıp Murat'a doğru ilerler ve "Artık değilsiniz. Çünkü istifa ediyorum"

46 Yok Olan 13. bölüm özet. FİNAL. Murat'ın sırrını bilen herkes serada :)

Ezo götürüldüğü klinikte uyanır ve önce hemşireyi sonra doktorunu öldürür ve taksiye binerek kendi hastanesine kendi yatağına yatar. hastanede ona bakmakla yükümlü hemşire o klinikteyken yatağında olmadığını görüp Ceyla'ya söyler. Ceyla zaten kaçtığını bildiği için Ferit, Murat ve Salim'i arar. Bunlardan birtek Salim telefonunu açar ve Ezo'nun kaybolduğunu duyunca hastaneye gelir ve bir bakar ki kız yatağında yatıyor. Ortalığı ayağa kaldırdığı için Ceyla'ya kızar. Ceyla'nın annesinin yaraları mikrop kapmıştır. Eve götürür.

Murat; Altan'ın evinde ve silah ona doğrultulmuş duruyorken oraya gelen Doğan ve Selin komiserlerce kurtarılır. Üstelik Altan da ölmüştür. Doğan da onu takip eder. Fakat durumu iyi değildir. Yıldız kaçmaya çalışırken Ferit onu sandalyeye bağlar. Murat amcasını arar ve olanları anlatır. İstihbaratçının kendisini ölüme yolladığını söylediğinde olayın Yıldız'ın kumpası olduğunu anlarlar. Amca Murat'a adresi söylüyor ve Murat da eve gelir. Önce istihbaratçıyı  arkasından yengesini öldürüverir. O sırada içeri giren Doğan komiser kendinde değildir. Amca Murat'ı bayıltır cesetleri gömer. Sabah olanları Murat'a anlatır. Doğan'ı da hastaneye götürür.

Murat hastaneye gider Ezo'ya iğne yapar. Kız kendine gelir ve cinayetlerini anlatır. Ceyla komiser Selin ile buluşur ve "Babamı Murat öldürdü. İlaç kullanıyor" der. Selin olayı araştırmak için Murat'a gider. Ceyla'yı ise amca Ferit ve Salim öldürüp gömer. Doğan; Selin'in Murat'a gittiği öğrenince apar topar hastaneden çıkar. Selin evine gittiğinde Murat'ı Ceyla ile ilgili sıkıştırır. Murat herşeyi itraf edince onu tutuklamaya kalkar ama Ezo onu bıçaklar. Doğan içeri girince Murat onu bacağından vurur ve bayılır.

Salim; Füsun için babasından izni almıştır. Tatilde mutludur. Amca kendine yeni sevgili yapmış. Doğan ve Selin'in yasa dışı organ ticaret mafyası tarafından infaz edildikleri sanılmaktadır. Murat Ezo'yu evine getirmiş. Arada ilaç ile uyandırıyor. İlacın etkisi geçince kız tekrar komaya giriyor. Doğan ve Selin'i ise hastanesinde bir odaya kapatmış. İlaç veriyor. Cesetleri gömdüğü yeri seraya çevirmiş. Bitkiler dikmiş bahçıvanlık yapıyor.

46 Yok Olan Dizisi 13. Bölüm.. Nefes Kesen Final sahnesi

Öncesinde de Salim, Füsün ve oğlunun tatildeki görüntüleri ile amca Ferit'in bir bayanla evinde yemek yediği sahneler var. Murat ise Ezo'yu evine getirmiş. Arada ilaç ile uyandırıyor. İlacın etkisi geçince kız tekrar komaya giriyor. Beraber kahvaltı yapıyorlar. Doğan ve Selin'i ise hastanesinde bir odaya kapatmış. İlaç verdirtiyor. Cesetleri gömdüğü yeri seraya çevirmiş. Bitkiler dikmiş bahçıvanlık yapıyor.

46 Yok Olan, Star TV'de yayına giren televizyon dizisisinin yönetmenliğini Serdar Akar’ın yapıyordu. Baş rollerini Erdal Beşikçioğlu, Yasemin Allen ve Melis Birkan üstlendiği dizi 13. bölümde final yaptı. İlk bölümünün 27 Mart 2016 tarihinde Star TV'de yayınlandığını belirttiğimiz dizi 60 dakikalık yayın süresi ile Türkiye'de bir ilkti. Beklenen reytingleri alamayan dizinin yayın gününün de değişmesine rağmen sonuç değişmedi. Reytingleri az olmasına rağmen sosyal medyada çok ses getirmesi de diziyi kurtaramadı. Bittiğine üzüldüğüm sayılı dizilerdendi :(