Hatice, sonunda gözlerini açtı,
Enver yanı başındaydı.
Şirin ise babasının
Sarp'ın telefonunu bulduğunu farkettiği için, bir bahane ile evde kaldı ve evi didik didik aradı ama bulamadı. Hatice iyileşti ve evine geldi, ama hiç değişmed, yine
Şirin diye deliriyor,
Bahar'dan uzak durmaya kararlı, yine
Enver'i suçluyor. Bu kadarı da fazla ama.
Çocuklar
Enver dedelerini özlüyorlar, onu görmek istiyorlar, ama adamcağız çaresiz, "hayır" diyor, "gelemem" diyor.
Şirin ise hem suçlu, hem güçlü. Babasının odasında gece gece telefonu arıyor, bunu yaparken yakalanınca da bağırıp çağırıyor.
"Bu kızın doktora gitmesi lazım" dedi
Enver. "Hasta değil benim kızım, sadece fazla hassas" diye itiraz etti Hatice.
Enver ise haklı olarak, "Sürekli olarak, Şirin üzülmesin diye o ne istiyorsa yaptık, eğriyi doğruyu gösteremedik, bir şey yapmamız lazım artık" diye isyan etti adamcağız.
Çocuklar okuldaki kermes için çok heyecanlılar ama kimse gelemeyecek diye çok üzüldüler,
Arif'ten gelmesini istediler. O da kabul etti çocukları kırmamak için.
Sabah
Bahar'ın zar zor yaptığı kurabiyeler kuşlar tarafından mahvedilince çocuklar anneleri üzülmesin diye çaktırmadılar götürdüler okula. Ama gerçekten de mahvolmuş durumdaydı kurabiyeler. Arif geldi ve durumu kurtarmak için çok güzel bir şey yaptı, tanıdığı bir pamuk şekerciyi getirdi; bayıldı çocuklar.
Nisan babamız diye tanıttı arif'i. Bahar gelince çok şaşırdı ama kızmadı Nisan'a. Eve dönüşte tam bir aile gibiydiler, tökezleyen
Nisan'ın elini tuttu
Arif. Arif yakışıyor onların yanına, bu akşam bunu hissettik. Yabani bir adam ama iyi kalpli biri. Ama Berşan, yan eski sevgilisi bela olacak çocuğun başına.
Bu arada
Bahar iki kez bayıldı, ikinci bayılma okul çıkışında oldu.
Musa hemen Jale'nin çalıştığı hastaneye götürdü onu. "Kansızlık olabilir" dedi
Jale, tahliller yapıldı.Tahlil sonuçlarını gören
Jale çok endişeli görünüyordu,
Bahar'ın durumu ciddi herhalde.
Sabah okula giderken kayıp ilanında bir köpek görmüşlerdi, Doruk kafasına o köpeği bulmayı taktı, okuldan kaçtı aramak için.
Şirin telefonun peşindeydi,
Hatice de sordu
Enver'e "Telefon nerede?" diye. Bakkalın çırağına verip
Bahar'a iş yerine yollamış telefonu. Çocuğa da tembih etmiş, verip uzaklaş, kimden geldiğini söyleme diye. Durumu öğrenince telaşa kapıldı
Hatice, hemen gitti oraya, çocuktan telefonu almak için. Ama geç kaldı, çırak telefonu verip kaçtı. Bahar zarfı açıp tlefonu görünce şok oldu, heyecanlandı, çocuğun peşinden koştu. Tam ulaşacaktı çocuğa, telefonu çaldı. Arayp konuşunca dondu kaldı. doruk'un kaybolduğunu öğrendi.