Comments

{getPosts} $results={3} $type={comments}

30.06.2016

Çilek Kokusu 7. Bölüm. Burak ilk defa duygularını açıklıyor 'Senden Çok Hoşlanıyorum'


Burak ve Aslı yine mutfakta.. Bu kez çok acıkmışlar ve iş bölümü yapıyorlar. Burak sandviçleri yapacak ama uyarıyor. "Ama bak ilk denemem. Beceremezsem dalga geçmek yok tamam mı?" Kız tamam diyor. Burak "Sen de tabakları çıkart" diyor. Kız üst dolaptan tabağı alırken az kalsın düşürüyorken Burak yakalıyor. Kızla yakınlaşıyorlar. Gözler kitleniyor. Sonra uzaklaşıyorlar. Kız çayı koyuyor. "İnşallah kimse gelmez" diyor. Burak "Merak etme gözüm kapıda ben hemen seni saklarım" Kız da laf sokuyor "Zaten saklama konusunda üstüne yok." Sandivichler hazır, çaylar da.. Muhteşem bir ekip oldular. Aslı sandviçleri beğeniyor. Aralarında sözsüz bir gerilim, elektrik var. Aslı yemeği bitince "Neyse yakalanmadan ben odama gidiyim." diyip kalkarken Burak kızın bileğini tutup durduruyor. Ayağa kalkıyor, kendine döndürüyor. Arka fonda Alp Yenier'in "Her şeyin ötesinde" parçası çalmaya başlıyor.  Aslı çocuğa bakamıyor ve soruyor "Ne oldu gene ne istiyorsun?" Burak onu belinden tutup kendine çekiyor. "Belki de senden çok hoşlanıyorumdur; Olamaz mı?"
Alp Yenier Her Şeyin Ötesinde Şarkı Sözleri
Her şeyin ötesinde kaldım, kalakaldım…
Şaştığım, yanaştığım…
Güzel sözlerine değil, isimsiz gözlerine inandığım..
Hiç pişman olmayıp asla peşini bırakmadığım kadın
Her zaman bu kadar derin her zaman bu kadar benim,
Daima küçük bir kız gibi sarıl bana,
Al beni öp biraz, dokun sakin ve usulca,
İzin ver senin için yazılmış olmama
Gülümse yeter bana…
Her şeyin ötesinde kaldım, kalakaldım…
Şarkı sarkisarki.com sözleri
Şaştığım, yanaştığım…
Güzel sözlerine değil, isimsiz gözlerine inandığım..
Hiç pişman olmayıp asla peşini bırakmadığım kadın
Her zaman bu kadar derin her zaman bu kadar benim,
Daima küçük bir kız gibi sarıl bana,
Al beni öp biraz, dokun sakin ve usulca,
İzin ver senin için yazılmış olmama
Gülümse yeter bana…
Dinle beni sevdiğim
Her zaman seveceğim

Seviyor Sevmiyor 3. bölüm özet. Deniz moda terimleri uzmanı oldu :)

Geçen bölüm sonunda Yiğit otelin önünde İrem'i görür ve "Sen Londra' da değilmiydin?" diye sorar. O da "Ev hasreti çektim" der. Hemen de otel de iş bulmuşmuş.

Deniz ise hala Yiğit'e kızgındır. Akşam eve gittiğinde İrem ona olanları anlatmak ister ama Deniz istemez. Ertesi gün yine Yiğit sayesinde iş yerinde kötü bir gün geçirir. Temel moda terimlerini bilmediği için toplantı notlarını tutamayıp; güzellik malzemelerini bilmemesi Yiğit'in yine ona herkesin içinde bağırmasına neden olur.

Yiğit stajyer Deniz'den plazanın ortak kütüphabesin de sadece kodu olan bir kitabı bulmasını ister. Çok uğraşarak bulduğu kitap çocukluklarında Deniz'in Yiğit'e verdiği "Arkadaşk" kitabıdır. Bu kitap kızın babasının matbaasında basılan ilk kitapmış. Deniz sonunda aradığı kitabı bulduğunda Yiğit'in de ona bağırmasıyla kütüphane merdivenin tepesinden düşer. Yiğit onu yakalar. Ama ilgilendiği tek şey kızın bulduğu kitaptır.

Sabah ise iş yerinin orda ki bir trafik ışıklarından geçerken Deniz küçüklüğündeki gibi "Hücum " diyerek geçince Yiğit o günleri hatırlayıp İrem'i arar. Tabi ki kızın en ufak bir yakınlığı yoktur o mekana.. Akşam eve döndüğünde kendi kız kardeşinin mahalleliye İrem'i ablası gibi tanıttığını görür.

Akşam evde iş yerinde olanları İrem'e anlatır. İrem ona zorla makyaj ve moda terimlerini anlatır. Flamingo dergilerini önüne yığar ve onlara bakıp çalışmasını ister. Birkaç gün boyunca çalışırlar. Sonrasında Deniz; Yiğit'in ve dergi patronunun önünde bir kombin yaparak ve toplantı notlarını olması gerektiği gibi tutarak herkesi şaşırtır.

İrem'in babasının doğum günü için üvey annesi ona babasına vermesi için bir hediye alır ve yemeğe çağırır. Tuna allem kullem ederek Deniz'e kendine yemek ısmarlatır.

İrem babasının yemeğine gelir fakat üvey annesinin aldığı değil kendisi için önemli bir hediye verir. Babasının olmadığı bir an kadın annesi hakkında konuşunca tartışırlar ve babası ona tokat atar. Kız çok kötü olur. tansiyonu yüzünden Yiğit ile buluşacağı yere zor gelir. Yanındaki mekana girer. Orda kendisini sarhoş zanneden bir adam ona asılır. Yiğit onu durdurur ve fena döver.

Tuna ile eğlenceli bir yemek yiyen Deniz; İrem'in aramalarını duymaz. Yiğit onu eve götürür. Cafeye gidip onu bulamayan Deniz eve gelmek üzeredir. İrem ona görünmemek için türlü taklalar atar ve Yiğit ile bir çorbacıya giderler. Yiğit ona "Arkadaşk" kitabını verir. İrem ne Deniz'e birşey söyleyebilir ne de Yiğit'e.. Yiğit'ten etkilenmeye başlamıştır.

Ertesi gün Deniz'in kardeşi Pırıl derginin yakınındaki bir cafeye gider. Tesadüf sonucu Yiğit kızın masasına oturup defterinde yazan ismi görür. Yiğit kızı Deniz'e benzetir ve sorgular. Tam o sırada içeri Deniz girer ve kız ona bakarak "İşte ablam geldi" der

No:309 Dizisi 5. bölüm özet. Lale Onu'dan ayrılıyor mu?

Pelinsu nişanı basar. Rezalet çıkar. Onur'un ailesi kızı alıp götürür ve gerekli açıklamayı yaparlar. Çok kızgın olsa da imkanlardan ve paradan ayrılmak istemediği için Onur'dan da ayrılmaz. Onun evlenip boşanmasını bekleyeceğini söyler.

Doktor Onur tesadüf eseri Lalelerin çiçekçiye gelir ve ortak bir sürü yönlerinin olduğunu öğrenir. platese çağırır. Bunu duyan Onur biraz kıskanır ve Çocuğumun nereye gittiğini bilmek istiyorum" der. Onur da spor salonuna gelir ve doktorun ona yakın davranmasına uyuz olur. Lale de Onur'un vücuduna bakıp dedikodu yapan kızlara nişanlı olduğunu söyleyip çocuğun koluna girer

Kurtuluş bütün parayı at yarışına yatırıp kaybeder. Kayınçosunun şirketine gider. Erol ile karşılaşır ve onun adres sorma bahanesiyle mahalleye geldiğini hatırlayıp şantaj yapar. Kurtuluş Erol'un şöförü olarak işe başlar.

Babaannenin ısrarıyla ertesi gün Lale ile nişan bohçası alışverişine çıkmaya karar verirler. Erol'un karısı alışveriş sırasında bu akşam yemek var. Eşler de gelicek diyince babaanne Lale'yi dacet etmek zorunda kalır. Yemeğe Lale de gelir. Erol'un karısı selfi çekip paylaşınca Pelinsu da resmi görür ve çok kızar. Lal'ye gidip "Bebek doğunca Onur'u da bebeği de bir daha asla göremeyceksin" der. Lale üzülür, sinirlenir ve Onur'la buluşup "Bitti. Beni de bebeği de bir daha asla göremeyceksin" der. Yüzüğü bırakır, arkasını döner gider.



Aşk Laftan Anlamaz 3. bölüm özet. Hayat Murat'a gerçekleri söyleyecek mi?

Murat'ın onu köstebeklik ile suçlamasının ardında Hayat işten ayrılır. Babasının olanları anlama çalışmalarına ikisi de cevap vermez.

Emine anne yanında kardeşiyle Hayat'ın iş yerine baskın yapmıştı. Girişteki kız Hayat'ı tanımayınca ayılıp bayılmaya başlamıştı ki ikinci ismini bilen Tuval kıza adıyla hitap edip tanır. Dünyaca ünlü tasarımcı kızımı tanıyor diye sevinir. Beraber kahve içer sonra giderler. Hayat ise onların arkasından bir yalan daha söylemek zorunda kalır. "Evimizde çalışan emektar... ve beni ölen kız yerine koymuş" der. Anne de zaten gün içinde içi rahatlamış bir şekilde memlekete döner.

Didem ise Hayat'ın işten ayrıldığını duyunca sevinir ve onu nasıl işten attırdığını Tuval'e anlatır. Gece Murat'ın canı sıkkın bir halde takıldığı klübe giden Didem ondan beklediği ilgiyi göremez. Hayat da evde çok canı sıkkındır. Arkadaşlarının moralini düzeltme çabaları da fayda etmez. İkisi de bütün gece birbirlerini ve olanları düşünürler.

Hayat iş yerinden çıkarken Doruk ile karşılaşır; kahve içmeye giderler. Dertleşirler. Tuval ise Murat'a gider ve Didem yalan söylüyor. "Hayat suçsuz" der. Murat bir hırsla Didem'e gider ve bayağı bir kızar. Sözleşmen bitince gideceksin" der. Murat sonrasında babaannesi ile konuşmaya gider. Babaannesi ona "Kul hakkı yemek ile ilgili konuşurlar. Murat özür dilemeyi düşünür.

Gerçek Suna'ya gidip işten ayrıldığını anlatır. Tam o sırada Murat onu arayıp buluşmamız lazım. Yola düşerler. İpek'in arabası bozulur. Kız arabasını bırakmaz. Hayat ise yardım çağırmak için uzaklaşır. İpek'in yardımına Kerem koşar. Murat da Hayat'ı bulur. Konuşurlar Murat kızdan özür diler.

Ertesi gün iş yerine gittiğinde Murat'ın gözleri Hayat'ı arar. Ancak kızı göremez. Görmeyince merak ederken Hayat ona kahvesini getirir. Sonrasında araplarla toplantı yapmak için tekneye giderler. Ancak arapların işi çıkmıştır. Murat bu duruma çok sinirlense de Hayat onu kalan zamanda bir tür yarışma yaparlar. Kaybeden kazananın bütün sorularına cevap verecektir.

Yarışmaları Murat kazanır. Hayat denize düşer; yüzme bilmediği için onu Murat kurtarır ve galip olarak sorusunu sorar "Bugün kadar söylediğin en büyük yalan ne?" der. Hayat "Ben düşündüğün kişi değilim Murat" der. Taam bu esnada zaten Didem de özür dilemek içi gittiği Suna'nın evindeki gerçek Suna'yla karşılaşmıştır.



Hayat Sevince Güzel önümüzdeki hafta özel bölümle ekrana gelecek


Fox TV'nin sevilen dizisi Hayat Sevince Güzel yeni bölüm önümüzdeki hafta olmayacak gibi görünüyor. Yeni bölüm fragmanı değil de, özel bölüm tanıtımları yayınlanıyor çünkü. Bu hafta 4. bölümüyle izlediğimiz Hayat Sevince Güzel oldukça sevildi. Eğlenceli bir Ege komedisi, tam bir yaz dizisi; aşk komedi, yakışıklı erkek oyuncular, şirin kadın oyuncular...

Önümüzdeki hafta bayram haftası olduğu için dizilerin yeni bölümleri ekrana gelmiyor. Hayat Sevince Güzel için de durum aynı.Beşinci bölüm fragmanı yayınlanmadı, Özel bölüm fragmanları yayınlandı. Diziye henüz başlamamışlar için de iyi bir fırsat bu, dört bölümü içine alan özel bölümü izleyip diziye ondan sonra devam edebilirler.

VİDEOYU İZLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

29.06.2016

Yüksek Sosyete 1. Bölüm. Cansu ve Kerem'in tanıştığı an.

Cansu kendi uğursuzluğu yüzünde restaurant kapandı zannederken Ece ona hayatının aşkını anlatmaktaymış. "Bir omuzları var. İki kişi sığarız yeminle." diyince Cansu kızın restauranttan bahsetmediğini anlıyor. Ece ona Kerem'in nasıl orayı kapatmaktan kurtardığını ballandıra ballandıra anlatıyor. Kerem'i kıza tarifini yazmam lazım "Boyu 2 metre, dudakları 2 kiraz, gözleri mercan, burnu lokum lokum. Yani böyle çikolata parçacıklı kurabiye gibi. Ya yank değil iki büyük marşmelov koymuşlar yanaklarına" Cansu da merak ediyor Ece onu elinden tutup çekeleyerek götürüyor. Sote bir yerden Kerem'i görmeye çalışıyorlar. Cansu onu görünce şaşırır ve elbetteki tanır. "Ben tanıyorum bunu. Mert Çalhan. Çalhanların tek varisi. Buranın sahibi." Ece "Hadi gidip teşekkür edelim" diye kızı çekiştiriyor. Kızda Kiralık aşktaki elma olayına gönderme yaparcasına yerlere elmaları döküyor ve biri çocuun ayağının dibine kadar geliyor. Kerem eğilip elmayı alıyor ve karşısında Cansu'yu görüp öylece dalıp gidiyor. Ece; Cansu'yu tanıştırıyor. Kerem elma olan elini uzatınca gülüşüyorlar.

Hanım Köylü 10. Bölüm. Ferit İlkgün'e evlenme teklif ediyor

Ferit ve Koptagel köyün dışına hiç çıkmamış kadınları İlkgün'ün yardımıyla kandırıp Kızkumu'na getirirler. Kadınlar çok mutludur. Çocuklar gibi şen denize doğru koştururlar. Koptagel ebe neneyi gezdirmek ve oyalamak için lastik gibi birşeye halat bağlar. İlkgün ve Ferit de mutludur. Gruptan uzaklaşıp başbaşa yürürler.

Ferit "Ya şunlara baksana ne güzel eğleniyorlar." İlkgün "Çok güzel oluverdi. Kadınlar artık ömürleri boyunca unutmazlar bu anı" Ferit çapkın çapkın "Bizim de hayatımız boyunca unutamıyacağımız şeylere ihtiyacımız var artık dimi?" İlkgün gülerek "Neymiş  çok merak ediverdim?" Ferit "Mesela.. Düğünümüz burda yapalım. Tam burda kumsam düğünü. Kız kumunda. Çok güzel olmaz mı?" İlkgün ağzı kulaklarında "Bu bir evlenme teklifi mi?" Ferit anlamaz önce" Evlenme teklifi.. Hı yok hayır. Bu sadece ileriye dönük bir plandı. Yani benim evlenme teklifim daha baş döndürücü olacak merak etme." Kız eridi bitti :) "Ya benim de dünden beri başım iyice bir dönüverdi. Ya sende fazla üstüme gelme artık." Ferit "Ben sana daha başını döndürücek ne üzellikler yaşatıcam. Sen hiç merak etme" diyor. Ama valla ben bile merak ettim kız nasıl etmesin :)

No: 309 Dizisi 1. Bölüm. Lale ve Onur aşk sarhoşu olursa

Onur ve Lale başka kişilerle buluşacakken kaderin cilvesi sonucunda birbirleriyle buluşurlar. Onur'un kuzeni Erol yüzünden kız sarhoş olur ve Onur onu eve bırakacakken sarhoşlukla türlü sempatiklikler yapar. Bu arada da Onur'a sürekli doktor diye hitap etmekte çünkü Onur'un doktor olduğunu sanmakta :) "Doktor maaşı ne kadar? Sen ne doktorusun? Şu fermuarımı açsana? Sunroofu açsana. Sen de yukarı gelsene " diyor. Sunrooftan dışrı çıkmış ve müzik eşliğinde çığlıklar atıyor. Onur ise on bakıp bakıp gülüyor. "Dans etmeye gidelim" diye tutturuyor ve bir clube gidiyorlar. Lale'ye uyan Onur da en az onun kadar dağıtıyor. Dans ediyor, selfiler çekiyorlar. Kız neşesi, güzelliği ve içtenliğiyle çocuğun aklını başından alıyor.

Oturduklarında ise Lale sürekli atanamamasından bahsediyor. Kıkançlık yapıyor. Neden atanamıyorum soruları Onur'un da gülmesine sebep oluyor. Sonra Lale'yi Onur'un kollarında bir otelin koridorunda görüyoruz. Kahkahalar eşliğinde 309 nolu odaya giriyorlar. Hemen belirteyim ki Onur da en az Lale kadar sarhoş :) Sonrasında olanları ise hepimiz biliyoruz değil mi?


Kara Sevda 34. Bölüm. Nihan teselliyi Emir'in kollarında buluyor. Benden Vazgeçti

Bu videodan az önce Emir rüya gören Nihan'ı uyandırıp "Kemal Asu''ya evlenme teklif etmiş" diyor. Neye uğradığını şaşıran ve ne yaparsa yapsın Kemal'in kendisinden vazgeçmiyeceğini sanan Nihan çok üzülüyor ve odasından çıkıyor. Karısının ruh gibi önünden çıkıp gitmesinin ardından Emir onu kuyuya kadar takip ediyor. Nihan buraya kadar zor tuttuğu ağlamasını koyveriyor ve bağıra bağıra ağlıyor neredeyse. Emir ise Nihan üzüldüğü için çok üzgün. Yanına gidip gitmemekte tereddüt ediyor. En sonunda kin ve öfkesini bir kenara bırakıp karısının yanına gidip üzüntüsüne destek olmayı seçiyor. Ama kahretsin gibilerden yaptığı yüz hareketini de görmedik değil.

Emir Nihan'ın yanına dilerinin üzerine oturuyor. "Nihan. Nihan iyimisin?" diyor ve saçlarını okşuyor. Nihansa "Benden vazgeçti. Benden vazgeçti. Kemal benden vazgeçti " diye sayıklar gibi tekrar edip Emir'in gögsüne kafasını koyuyor. Emir onun saçlarını okşuyor ve sanki kızı gögsünün içine sokmak istercesine bastırıyor. Neredeyse onun da canı yanıyor gibi. "Tamam tamam" diyip duruyor.

Güneşin Kızları 7. Bölüm. Selin sana neden hayır diyemiyorum acaba?

Ali ve Selin o zamanlar çıkmıyorlar bile. Hatta aşklarını itiraf da etmemişler. Hatta ve hatta Selin; Emre ile çıkıyor. Bir önceki gece Ali ve Emre Selin yüzünden gırtlak gırtlağa girmişlerdi. O gecenin sabahında Selin Ali'nin odasına pervasızca giriyor ve giydiği tshirte karışıyor. Gardrobundan gözlerine uygun mavi bir gömlek seçip onu giymesini istiyor. Ali ise kıza karşı koyamıyor ve sadece "Sana neden hayır diyemiyorum acaba?" diyebiliyor. Kız gözlerini kapatıyor v Ali gözlerimizin önünde soyunup giyiniyor. Sürekli de "Gözlerini kapat" diyip duruyor. Kız da sürekli açtım açıyorum esprisi yapıyor. Ali'nin "Tamam açabilirsin "lafından sonra Selin "Çok mu tatlı oldun sen?" diyor. Ay evet bence de çok tatlı oldu. Gerçi pembe bile yakışıyor Ali Mertoğlu'na ama :)

Gecenin ilerleyen saatlerinde Selin'i görüntülü olarak arıyor. Ali "Uyuyor muydun?" Selin "Seni düşünüyordum" diyip gülüyor. Ali afallıyor "Niye?" diyor. Selin "İyi ki varsın diye" sonrasında günün kritiğini yapıyorlar. Ali Selin sahnelerinin en eğlenceli ve en içten sahnelerinden biri eşliğinde sosyal medyada pekçok hayranı olan Alsel sıcaklığını hatırlayalım


Kanıt: Ateş Üstünde Dizisi. Hikaye ve fragman yayılandı.

Kanal D'nin yeni polisiye dizisi yakında ekranlarda olacak.
Kaan ve Rüzgar yetimhanede büyüyen iki kardeştir. Geçmişte yaşanan büyük aile dramı ve trajik kaçış hikayesinin sonunda iki kardeş yetimhaneye bırakılır. Kaan beş, Rüzgar iki yaşındayken hayatları tamamen yön değiştirmiş ve birbirlerinden başka tutunacak dalları kalmamıştır. Ancak onlar, aralarındaki sevgiden sımsıcak bir hikaye yaratır; anne-babasız büyümenin zorluklarından sıyrılıp kendilerine bir yön çizerler. Kaan polis olur, Rüzgar ise cinayet hikâyelerini kaleme alan yazar. Biri cinayet bürosunda gerçek katillerin peşine düşerken, diğeri romanlarında hayali karakterlerine cinayet işletip, polisçilik oynar. Ancak Kaan ve Rüzgar’ın dünyası, Ömer’in ortaya çıkışıyla yerle bir olacaktır. Bir zamanlar çocukken arkadaş olan Kaan ve Ömer artık düşmandır. Ve onların düşmanlığının tam ortasında Rüzgar durmaktadır. İkisinin de derdi kardeşidir ve bu, sevgi kadar intikamın da yolunu açacaktır.
Tüm bunlar olurken hayat durmaz elbet. Karakterilerin yanı sıra cinayet masasının sürekli çözmek zorunda olduğu vakalar hiç bilinmeyen insanların hayatını gözler önüne serer. Genç yaşına rağmen birçok cinayeti zekası ve önsezileri ile aydınlatan Baş komiser Kaan, aralarında Tolga, Melis, Arif, Kevser ve Naz’ın yer aldığı çok başarılı bir ekiple çalışmaktadır. Amerika’da eğitim alıp sonradan bu ekibe dahil olan Asya’nın gelişi Kaan’ın tüm çalışma düzenini bozar. Kaan ve Asya,  hem kişilik hem de çalışma biçimi olarak  taban tabana zıttır. Kaan ile Asya arasında hiç bitmeyecek gibi duran bu didişme aslında gittikçe büyüyecek olan bir aşkın da habercisidir.
Yapım
: ANS / NULOOK
Yapımcılar
: Abdullah Oğuz / Muzaffer Yıldırım
Yönetmen
: Abdullah Oğuz


Senaryo: Ahmet Saatçioğlu, Ayşe Teker Dereköylü, Pınar Erkum


Oyuncular: Tansel Öngel (Kaan), Ahmet Olgun Sünear (Rüzgar), Başak Güröz (Asya), Gurur Aydoğan (Ömer), Okday Korunan (Enver), Müge Mertson (Melek),  Ebru Aytemur (Melis), Mustafa Açılan (Ozan) , Hayati Akbaş (Tolga), Güvenç Selekman (Arif), Öykü Candanadam (Naz), Bennur Duyucu (Kevser), Duygu Şen (Bilge), Dila Uluca (Eylül), Çağatay Atasagun (Savcı)

Şahane Damat 2. bölüm özet. Mehmet Melike'ye yüzük alıyor.

Geçen bölüm Mehmet ve Melike'ye doğru "Damadım" diye koşan bir kaynana vardı Melike'yi itip damadına sarıldı. Çocuk her doğruyu söyleme hareketinde Melike onu Diva ile geçekleri söylemekle tehdit etti. Koca meraklısı abla Cennet, şöhret olma meraklısı abi, damadı tayyare zanneden ve aklı gelip giden bir dede.. Yalnız kaldıkları bir an Melike yalanlarını ve neden söylediğini anlatır. Mehmet ile anlaşırlar. Diva bu arada küçük basıncım dediği Melike'nin herşeyi gazetelere yazacağını ve onu kurtaracaklarını sanmaktadır. Melike'nin annesi kızın parmağında yüzük olmadığını farkedip kızına kızar.Mehmet de ona mecburen bir yüzük alır.

Tahsin ve Mehmet beraber Mehmet'in evinde oturdukları yalanını söylerler. Anne elinde pekmez kavanozu ve atlet kontrolleri ile ikiliyi zorlamaktadır. Mehmet'in nişanlısı onunla yemeğe gider. Kadın çocuk tuvaletteyken cekedini kurcalayıp yüzüğü bulur ve haliyle kendisine alındığını zanneder. Melike; Tahsin'in aşk doktoru lakabıyla verdiği seminere katılır.

Bir de albay emeklisi hafif çatlak bir komşuları vardır. Dede kaybolup ona gider. O sırada evden kaçan Diva oraya gider ve onu göremeseler bile sesini duyarak Mehmet'in evinde bir kadını esir tuttuklarını anlarlar. Polise haber verirler.

Amca Divanın hasretiyle yanmaktadır. Hastanenin sahibi karısı durumdan işkillenerek peşine dedektif takar. Adam onu Mehmet'in evine girerken görür ve haber verir. O da yiğeni gazete sahibi kıza haber verir. İkisi de eve gelmeye çalışır. Polisler onlardan biraz önce gelir. Melike daha önce Diva'nın astronomi ve burçlara meraklı olduğunu öğrendiği için hemen kadının burcuna "Sevdiğinizi ele vermeyin" gibilerden birşeyler yazar. Bu badire de atlatılmıştır. Fakat ikilimiz bahçede konuşurken birbirlerine teşekkür için sarıldıklarını Mehmet'in nişanlısı görür. Kızın parmağındaki yüzüğü de görür ve sorgular



28.06.2016

Tatlı İntikam 14. Bölüm. Sinan Pelin'den özür diliyor. Ellerimde Çiçekler

Sinan ellerinde Peli'in en sevdiği çiçek olan papatyalardan kocaman bir demet papatya ile onun evine geliyor. Saat geç olduğu için zili de çalamıyor. E cep telefonları da göle düşmüş. Çareyi eski moda cama taş atmakta buluyor. Camına bakıp ışığın açık olduğunu görünce içinden "Üzüntüden uyuyamamış. Naaptım ben böyle" diyor.  Birkaç taş atmasına ragmen cama çıkmayınca "Uyumuş sanırım" diyor. Pelin duyduğu sese şaşırıyor ve içinden "Bu ne şimdi bu saatte. Hırsız taş atacak değil. Yoksa" Burda yüzünde bir yumuşama erime belirtisi oluyor." Foyası da ortaya çıktı hala niye peşimde bu?" Aşağı bakıyor ve Sinan'ı ellerindeki papatyalarla görüyor ve etkileniyor "Papatya ile gelmiş" Yumuşuyor yüzü değişiyor. Sonra yine sinirli Pelin oluyor "Alsın başına çalsın papatyasını. O tacı da atıyım kafasına da. Al karına götür diyim" Sinan da aşağıdan bakarak teşhis koyuyor. "Çökmüş sanki bir günde. Kıyamam sana" O arada Pelin camı açınca seviniyor çocuk. Pelin kısık sesle soruyor "Ne işin var burda. Gider misin?" Sinan da kısık sesle "Pelin lütfen aşağı iner misin? Konuşmamız lazım" Pelin'in hiç niyeti yok "Evli barklı adamsın. Git karınla konuş bu saatte." Sinan yalvarıyor "Lütfen yok öyle birşey. Bi dinlersen açıklıycam" Pelin sinirleniyor "Hala yalan söylüyorsun. Hala inkar ediyorsun. Dedesi söyledi işte" Sinan "Ya var gibi ama yok. Gelirsen anlatıcam işte. Lütfen Pelin" 

Bu sırada Pelin'in salonunda yatan Simay sesleri duyar, dinler, korkar ve karşısında yatan Başak'ı kaldırır. Dışarda hırsız var diye



Bütün video boyunca İlhan Şeşen'in "Ellerimde Çiçekler" parçası çalmaktadır

Son zamanlar yaptıklarıma bakma ne olursun 
Benim aklım başımda değil 
Sana söylediklerimi kafana takma ne olursun 
Onlar ipe sapa gelir şeyler değil 

Seni sevmiyorum dedim yalandı 
İstemiyorum artık palavra 

Ellerimde çiçekler kapında sırılsıklam 
Görürsen bir gün şaşırma 
Beni böyle çaresiz 
Beni böyle derbeder 
Beni böyle ortalarda bırakma...


Hanım Köylü 10. Bölüm. İlkgün Ferit'e 'seviyorum' dedi

Ferit İlgün ile konuşmak için evlerine gelir. Erol hemen giriştedir ama onu geçmek Ferit için çocuk oyuncağıdır. Tekerleğin arızasını giderecek bir şeyle onu oyalayıp yukarı kaçar.

İlkgün sorar "Ne oldu? Senin acı çekmelerin geçti mi?" Ferit gülerek "Geçti tabi. Turp gibiyim. Niye? Çünkü sana beni seviyor musun dedim. Sen de bana tamam lan tamam dedin" İlkgün anlamaz ama Ferit oldu bittiye getirip kıza sarılmaya çalışır. "Artık resmen sevgili olduğumuza göre sana sarılabilirim heralde. Gel buraya" Kız bu lafa karşılık hoşuna da gitmesine ragmen "Çüş. Ne yapıyorsun?" demez mi? Ferit bozuluyor "Ne çüşü ya. Kokunu içime çekicem" İlkgün reddetmekte ısrarlı "Sana şimdi bir tokat çekicem. Bana bek. Sen nerden çıkardın bakem çıktığımızı. Ben seni atlatmak için öyle dedim. Babam geliyor diye" Ferit duygularıyla oynadığını ileri sürerek kızın kendisinden özür dilemesini ister. Kız da "Oldu canım" der. Ferit lafı çekerek " Peki affettim. Ben sana özür dile dedim. Sende oldu canım dedin. Kabul ettin. Oldu eşittir tamam. Kabul demek"

Kız bu sefer gülüyor "Ya senin şu herşeyi gerisinden anlama huyun ne olucak acaba?" Ferit "Seninde herşeye soruyla cevap verme huyun ne olucak. Ya bi kere de cevap ver seviyor musun?" İlkgün çocuğun gözlerinin içine bakarak "Sen bunun cevabını bilmiyon mu?" Ferit gülerek "Biliyom emme ağzından duymak istiyom"  Kız da bi düşünüyor bakışlarını indiriyor gülüyor ve "Duy o zaman. Seviyom"  Ferit çok seviniyor "İşte bu ya. Süper süper süper" diyor. Kız "Emme insan olarak seviyom. İyi bir çocuksun" Ferit'in yüzü düşer ve hakkaten bozulur "Çocuk mu? Yok artık ya" 

Hanım Köylü 10. bölüm özet. Ebe nine denizde kayboldu

Koptagel köy meydanına bitkin ve darp edilmiş bir şekilde gelir ve köylüye İsmailleri şikayet eder. Düzgün aga olayın üzerine gider ve kadınlar meclisinin davayı görmesini ister. Karşı tarafta ise Bay Fikri vardır. O ise İsmaillerin tarafındadır. Kısa İsmail'in zekasıyla olayı kız meselesinden köyde yasak olan minibüs meselesine çevirirler ve onlar da Koptagelden davacı olurlar. Koptagel aslında minibüsünde olan "Haydar" ile onları dövmüştür.

İsmailler kaçmaya yeltenirken Ferit; kısa İsmail'i takip ederek onları bulur ve Düzgün, Erol, Koptagel'in yardımıyla köye geri getirirler. Mahkeme iki tarafı da suçlu bulur. Karara başkan Emine'nin bastırması sebep olmuştur. Düzgün; Emine'ye söylenir. Fikri'nin kendi oğlu yerine İsmaillerin tarafını tutması herkese ilgi çekici gelir Ferit bu süreçte İlkgün'ün ricası üzerine Koptagel'den şikayetini geri almasını ister. Koptagel kabul eder.

Reşat ağa Fikri'leri iftara çağırır. Yanlış anlaşma sonucunda Döne kendisini istemeye geleceklerini zanneder. İsmaillerden Düzgün'ü Koptagel'e vermek istediğini öğrenen Ferit deli olur ve konuyu Elmas'a taşır. Elmas bayılır. Koptagel yemin billah ederek olayı savuşturur.


Kısa İsmail bu akşam gidip kızları istiyelim yoksa birisi gelip kızları bizden önce istiycek der. Çiçek ve çikolata için Marmarise gitmeleri gerekmektedir. Fikri'den karavanı isterler. O da verir. Cüneyt Gülgün'ü karavana gitmek ve onun fotograflarını çekmek konusunda ikna eder ve karavana götürür. İsmailler de Koptagel ve Elmas da oraya aynı anda girer. Çocukları karavanda yalnız gören Elmas konuyu idare etse de İsmailler kızı görür. Ama Muhacire bunu nasıl söyleyeceklerini bilemezler.

İsmailler kız istemek için harekete geçer. Muhaciri bizim sonucu bekle diye oyalarlar. Laz İsmail çiçek ve çikolatayla Reşat aganın evine gelince Ferit iftar yemeğinden Düzgün'e özellikle yanlış haber uçurur. "Babam Koptagel'e Döne'yi istiycek" der. Düzgün aceleyle Reşat'a gider. kapı ağzında muhtar Emine ve İsmaillerle karşılaşır. Ondan kızlarını isteyen gençleri duymazdan gelir.

Fikri Laz İsmail'e Yaprak'ı ister. Reşat da verir. Bu arada babasını evden uzaklaştırmış olan Ferit İlkgün ile konuşur. Ertesi gün minibüsle kadınları Kız Kumu'na götürmek için ondan yardım ister. Daha öncesinde de bu köyün geçim kaynaklarıyla ilgili bilgi istemişti. Neyse. İlkgün kabul eder. Ebe kadını da ikna eden Ferit ve Koptagel meclisin kadınlarını müzik ve oyunlar eşliğinde kumsala götürür.

Koptagel ebe kadını bir can simidinin üstüne oturtup oyalarken Ferit ve İlkgün evlilik ile ilgili kararlar alırlar. Tam bu sırada kadınlardan bir kaçı suya kapılır. Küçük çaplı bir boğulma tehlikesi atlatırlar. Oluşan kargaşa da ebe kadın akıntıya kapılıp açığa sürüklenir. Ama endişelenmeyin İsmailler tekne ile balığa açılmıştı. Muhtemelen onlar kadını kurtaracak. Ama Feritlerin başı ağrır mı onu bilemiyorum


27.06.2016

Seviyor Sevmiyor 2. Bölüm. Deniz ve Yiğit asansörde kalır

Deniz ve Yiğit asansörde kalırlar. Deniz çok panik olur ve kapılara vurup, düğmelere basıp bağırmaya başlar. Yiğit onun kolundan tutup durdurur. Boynundaki kimliğe bakar. "Deniz Aslan"  Deniz içinden "İşin bitti Deniz. Aferin"  Yiğit sakin sakin konuşur. "Çıkmak istiyorsun anlıyorum. Ama kapıya vurmak bir işe yaramaz biliyorsun değil mi?" 
Yiğit çağrı düğmesine basıyor "Alo Gazi ben ne konuda yardımcı olabilirim" Diye bir ses geliyor. Yiğit "Yiğit Balcı ben asansörde kaldık." Gazı "Hemen geliyorum efendim" diyor.

Deniz hıçkırmaya başlıyor. Terliyor ve elinde sıktığı için parçalanmış kağıt mendille alnını siliyor. "Tüyü diktin Deniz. Aferin. Aferin sana" Yiğit alnını gösterip "Alnında" diyor. Deniz hafif tırsarak "Enayi mi yazıyor yoksa" diyor içinden. Yiğit "Peçete var" diyor. Kız derin bir nefes alıyor ve veremiyor. İçinden "Nefes alamıyorum. Şuan unuttum. Nefes almayı unuttum. Nasıl nefes alıyorduk ya.Nasıl nefes alıyorduk." Yiğit'in dikkatini çekmeyi başardı. "İyimisin sen?"

Tam o sırada ışıklar gidiyor. Kız korkarak köşeye gidiyor ve yere çöküyor. Sık sık nefes alıyor. Yiğit yanına gelip ona doğru eğilip "Sen iyi olduğuna emin misin? Bir rahatsızlığın falan yok dimi? "Kız cevap vermiyor. Yiğit biraz canı sıkkın ne yapacağını bilemiyor. "Tamam tamam sakin ol. Sakin ol. Sakin ol" diyor ve elinde tuttuğu tabletten bir şey arıyor. Kulaklığının birini çıkarıp kızın kulağına takıyor. Kız müziği duyunca sakinleşiyor. Mirkelam'ın Hatıralar parçası çalıyor. Yiğit "Ben bu şarkıyı ne zaman dinlesem kendimi daha iyi hissediyorum. Bir arkadaşım öğretmişti. Bir zamanlar." Eski günlere ait bir hatıra geçiyor ikisininde gözünden. O sırada Gazi gelip onları kurtarıyor. Yiğit tek keline bile etmeden çekip gidiyor. Deniz öylece kalıyor

Videoyu izlemek için tıklayınız

Aşk Laftan Anlamaz 2.Bölüm. Hayat'ın Murat'ın aklını başından aldığı an

Hayat Didem'i kurtarmaya çalışırken ayağı burkulup süs havuzuna kapaklanır. Üstü başı ıslanır. Yarım saat sonra ise Murat ile toplantıda olması gerekmektedir. Tuval onu karavana çağırır ve hazırlanmasına yardım eder. Önce kızı kendi tarzında sorguya çeker. Sonra elbise seçer. Hayat kendisine sunulan iki elbisenin de fazla iddialı olduğunu söylese de fazla seçim şansı yoktur. Tuval onun için seçim yapar. Kırmızı mini straplez bir elbise..

Karavanın merdivenlerinden Hayat inmeye başlar. Kımızı yüksek topuklu açık ayakkabıları da kırmızı küpeleri de çok zariftir. Saçlarını yüksek sıkı bir topuz ie toplamış; yüzünün güzelliği iyice ortaya çıkmıştır. Karavandan inip patronuna doğru yürür.

İlk olarak onu Murat görür ve büyülenir. Didem'in gözleri açılır, oturduğu yerde huzursuzlukla kımıldanır. Tuval ise yarattığı şey karşısında hoşlanma ve şaşkınlık duyar. Etrafı kızlarla çevrili olan Doruk da etkilenmiştir. Murat sonunda şaşkınlıktan açılan ağzını kapayabilir ve başıyla onaylama işareti yapar. Hayat "Ben hazırım Murat bey" Murat bir onaylama ifadesi ile gülümseyerek "Görüyorum. Kerem arabayı hazırlasana. Doruk hadi" Doruk yine işi asar "Abi siz gidin ben kalıyorum" der. İkili arabaya doğru ilerler.


26.06.2016

Aşk Laftan Anlamaz 1.Bölüm. Hayat ve Murat asansörde kalıyor

Hayat iş görüşmesinden çıkışta asansörde Murat ile karşılaşır. İkisi de şaşırır. Hayat ağzından alevler çıkarak çocuğa çemkirir "Yuh yine mi sen? Peşin peşin söyliyim. Öyle peşine düşerim takip ederim tripleri bana sökmez. Bak hiç korkmam" Murat "Burası benim iş yerim" der. Hayat sa "Ne tesadüf benimde" der :) Murat asansörün düğmesine basar. "Müsade ederseniz aşağı inicem ama tanımadığınız biriyle aynı asansöre binme konuşunda bir fobiniz yoksa" diye kıza laf sokar. İlk karşılaşmalarında kız onunla aynı taksiye binmemişti de :)

Asansör bozulunca Hayat birden panik olur ve kekeleyerek "Bir şey yap. Panik atak geçiriyorum. Nefes alamıyorum" diye çocuğa yalvarır. Murat sonunda dayanamayıp kıza döner. "Klostrofobik birine ne yapılır biliyorum ama gene kızacaksın" Hayat nefes nefese ve panik halde "Yap ne biliyorsan onu yap" diyince eh sen istedin gibilerden Murat kızın kolundan tutup kendine çekiyor sarılıyor. Kızı omzuna yatırıp saçını okşamaya başlıyor. Bir taraftan da "Tamam. Geçti. Sakin ol. Güvendesin. Sakin ol" diyor ve kendi kendine gülüyor.

Sonra kızın saçını koklayıp çöp konteynerini karıştırdığına gönderme yapıp "Hımm ne güzel bir koku" diye laf sokuyor. Hayat gözlerini açıyor "Ne bu böyle ya. Her fırsattan istifade. Bırak beni" Murat kendine çekip "Bırakmam. Kötü oluyorsun sonra" diyor. Murat kızın kafasını tekrar zorla omzuna bastırıp okşamaya devam ediyor. "Hayır asansör düzelsin öyle. Söz veriyorum" Tekrar sakinleşiyorken asansör hareket edince Murat hiçbirşey olmamış gibi üstüne çekidüzen verip uzaklaşıyor ve "Kabul et. Dikkatini dağıtıp panik atağını savuşturdum" diyor ve çıkıp gidiyor


No: 309 Dizisi 3. Bölüm. Onur ve Lale bebeklerinin kalp atışını duyarlar

Lale çay bahçesinde Onur'un kollarına bayılmıştı. Onur da onu hemen hastaneye götürür. Hemşire "Şimdi tansiyonunuz normal. Doktorunuz da şimdi geliyor. Siz dinlenmenize bakın lütfen. Geçmiş Olsun" der ve çıkar. Doktor "Evet geçmiş olsun" der. İçeri giren doktor Lale'nin aslında buluşacağı Onur'dur. İkisi de birbirini gördüğünde şaşırır.
Adam muayene etmek için yaklaşıp tabureye oturur. "Acile gelmişsiniz önce hayırdır." Lale "Ben bayıldım da. Ama şimdi iyiyim" Doktor "Hı anladım. Ama gebelikte olur böyle şeyler. Endişe etmeyin. bakalım bebeğin durumu nasıl?" Bu arada eldivenlerini giyerken; Onur'a dönüp bakar ve "Siz bebeğin babasısınız herhalde?" diye sorar. Lale ve Onur bakışırlar. Onur kafasını evet anlamında sallar. "Evet babasıyım" Karnına jel sürüp ultrasonla bakmaya başlarlar. "Bebeğimiz gayet sağlıklı görünüyor. Suyumuz da iyi. Kalp atışlarını dinleyelim" Lale "Bu ses kalp atışları mı?" Doktor  "Evet" diyince anne baba adaylarımız birbirine kaçamak bir şekilde bakıyor "Şimdi bir de genel ölçümlerine bakalım. Boyuna kilosona bakalım. Onlar da gayet iyi görünüyor. Bakalım cinsiyetini görebilecek miyiz?" Lale "Gösterir herhalde" diyor ama bebek dönmediği için göremiyorlar.


Kiralık Aşk 52. Bölüm. Sezon FİNALinde Defne'den beklenmeyen itiraf

Defne ve Ömer sonunda kendi düğünlerindeler. Tam davetlilerin önüne çıkarken Ömer; Defne'yi durdurup kızın ellerini tutup gözlerinin içine bakıyor. "Defne. Bundan sonra hayatımız böyle olacak. Tüm bu kalabalık dağıldıktan sonra biz kalıcaz. İkimiz. hayatımız boyunca birlikte olucaz. Aynı günü, aynı geceyi. Aynı ömrü paylaşıcaz birlikte. Mutlulukla ve güvenle. Yıllar geçicek eskimeden, eksilmeden yaş alıcaz. Yine birlikte. Ve ben hala şanslı hissediyor olucam kendimi. Yanımda sen olduğun için. Senle bir olabildiğim için. İyiki varsın sevgilim."

Birden Defne'nin gözlerine bir korku, bir çekince gelir. Gözlerini kırpıştırır. "Ömer benim sana birşey söylemem lazım" Tam o sırada organizatör kadın onları ikaz eder. "Evet hareket alıyoruz. Buyrun müzik başladı" Kolkola girip davetlilere selam veriyorlar. tüm sevdikleri ve aileler onları çılgınca alkışlıyor. Ömer gerçekten mutlu. Etrafa gülücükler dağıtıyor. Defne tereddütte ve hatta korkuyor gibi. Ömer'e bakarak "Herşey bir oyunla başladı" Daha ilk cümlede Ömer'in yüzü düşüyor. Alkışlar eşliğinde yürümeye başlıyorlar. "Senin evlenmen gerekiyormuş. Neriman hanım bunun için beni buldu. Bir teklifte bulundu. 200 bin liralık bir teklif. Abimin borcu vardı. Sinan beyden saklamasını istediler. Söyliycek oldu. Sude öğrenince.. Koray bey de biliyordu. Necmi bey oyun bitsin dedi. Ben sana aşık oldum. İşte bu yüzdendi kaçmalarım, çırpınmalarım, yalanlarım"

Defne'nin ağzından çıkan her isimde Ömer başını çevirip o kişiye bakıyor ve öfkesi daha da artıyor. Yalnızlığı ve aldatılmışlık hissi daha da katlanıyor. Tüm yolu geçtiler ve nikah memurunun yanına kadar geldiler. Ömer'in gözlerinden öfke fışkırıyor ve Defne korkarak ona bakıyor. Defne 'nin canı acıyor gibi.

Ömer evlense de evlenmese de arkadaşlarına ve ailesine çok öfkeli ve çok kırgın olacak. Onları asla affetmiyecek ve kabuğuna çekilecek. Artık Kiralık Aşk da hiçbirşey eskisi gibi olmayacak

Aşk Laftan Anlamaz 2.Bölüm. Hayat ve Murat'ın romatik yakınlaşması

Didem şirkette Murat'ı arıyor ve asistanına soruyor. Arşiv odasında olduğunu öğrenince oraya yöneliyor. Bu arada Hayat arşivde patronunun verdiği angarya işleri yapmaktayken bir taraftanda ev arkadaşlarıyla telefonda durum değerlendirmesi yapmaktadır. Gerçek Sına Pektaş gelmiş ve yarına kadar kendisinin de zarar görmeyeceği bir şekilde bu şirketi terk etmesini istemişti. Murat hakkında konuşurken birden arkasında olup kendisine seslendiğini duyunca panik olur. Üzerine bir  de arkadaşlarının konuşmalarının telefondan duyulması ile iyice panik olur ve merdivenden düşer.

Tabiki jönümüz Murat onu tutar ve aralarında bir yakınlaşma olur. Bu sahneyi gören Murat'ın eski sevgilisi ve şirketin baş mankeni Didem onları kıskanarak orayı terk eder. Murat "Farkında mısın her seferinde kucağıma düştüğünün" Hayat kendine gelerek "Ne münasebet ben düşüyorum siz beni kucaklıyorsunuz" Murat "E bırakayım o zaman" Hayat "Bırakın" der. Bunun üzerine Murat öylece bırakıverir. Hayat dengesini sağlayamaz ve tekrar Murat'a sarılır. "Ayy ay sakın bırakma" Bunun üzerine Murat gülmeye başlar. "Gerçekten bir dediğin bir dediğini tutmuyor. Deniz'e düşen yılana sarılır ha?" Hayat "Bırakın dedim ama öyle küt diye bırakın anlamında demedim. İnsan gibi bırakın dedim" Murat tabi tabi gibi baş sallıyor. Hayat "Siz ne istemiştiniz?" dediğinde Murat yapıştırıyor "Swot analizi" tabi bu kelimeyi Hayat ilk defa duyuyor :)


Yüksek Sosyete 2. Bölüm. Kerem Cansu'yu işten kovuyor.

Cansu içinden konuşuyor "Bir işaret istiyorum artık. Kim bizim aşığımız kim bizim celladımız" Bu sözleri söylerken kafasını çeviriyor ve Kerem ile gözgöze geliyor. Kerem de onu son bir kez daha müşteriden özür dilemeye ikna etmek için gelmekteydi. O da içinden "Ben ne birinin celladı olabilirim ne aşığı. Tek birşey olmama izin var bu hikayede aşkın celladı"

Cansu alaycı bir şekilde "Buraya kadar niye zahmet ettiniz Mert bey." Kerem bıkkın bıkkın "Konuşmamız lazım. Özür bekleyen müşterimiz yukarıda ofisimde" Cansu "O bizim müşterimiz falan değil. O buraya arkadaşlarına hava atmaya gelen sonradan görmemiz." Kerem uyarmaya çalışarak "Cansu bu iş ciddi. mahkemeye kadar yolu var" Cansu gülmeye başlar. "Yani utanmasanız diz çöküp yalvaracaksınız bana özür dileyeyim diye"

Kerem bu sefer başka koldan şansını deniyor "Ya senin bakman gereken bir ailen, vermen gereken bir kiran; ne biliyim ödenecek bir faturan falan yok mu? Bunları düşünsene hiç olmazsa" Cansu merakla "Niye sizi ilgilendiriyor bu mesele? Özür dilerim dilemem. Mahkemelik olurum olmam size ne? Hayır yani ne çıkarınız var beni burda tutmaktan?" Kerem bıkkın soruyor "Cansu son kez soruyorum. özür diliyor musun dilemiyor musun?" Cansu diklenerek inatla "Dilemiyorum" dediğinde Kerem "Çok üzgünüm" dediğinde Cansu hala durumun vehametinin farkında olmayarak "Niye? Size boyun eğmedim diye mi?"  Kerem başını iki yana sallayarak "ııı Seni bir daha burda göremiycem diye" dediğinde ancak Cansu durumu algılıyabiliyor "Nasıl yani? Kovuldum mu?" diyor Kerem başıyla onaylıyor ve "Malesef" diyor. Kız ile uzun bir bakışmaları oluyor ve bölüm bitiyor.

Paramparça 71. Bölüm. Cansu ve Deniz evleniyor

Paramparça'nın geçen bölümünde Deniz Cansu'ya evlenme teklif etmiş; Cansu da erken olduğunu söylemişti Bunun üzerine Deniz "Sen nezaman istersen Aşkım" demişti. Cansu ise bu sözler üzerine bu zarif ve içten evlenme teklifini kabul etmişti.

Fakat bu bölümde sezon finali olmasının da payıyla ikili için işler karıştı. cansu'nun ailesi özelliklede babası onun Deniz ile görüşmesini yasaklayınca ve eve kapatınca iki aşık olayları hızlandırdı. Deniz'in babasının kabadayı olmasına, işlerinin karanlık olmasına aldırmadan kız Deniz'le evlenmeye karar verirler. Cansu evden kaçar ve buluşup nikah dairesine giderler.

Cansu'nun üzerinde tam da kendi şirinliğine sadeliğine uygun bir gelinlik var. Doğrusu Deniz de oldukça yakışıklı görünüyor. Standart nikah diyalogları gerçekleşir. İkili birbirinin gözlerinin içine bakarak mutlu bir şekilde karı koca olurlar. Herhangi bir tereddüt ifadesi kesinlikle yüzlerinden geçmedi bile. Nikahın sonunda damat gelini alnından öper.

Tam bu esnada Cansu'nun asıl babası Özkan içeri girer ve olamaz anlamında başını sallar. Özkan'ı ilk kız görür. Kıza bakan Deniz onun bakışlarını takip ederek Özkan'ı görür. Özkan kollarını ve ellerini iki yana açarak "ne yaptınız siz" gibilerden durur. Cansu artık kocası olan Deniz'in elini tutar. İkilinin parmakları kilitlenir ve yüzlerinde ciddi bir kararlılık yerleşir. İki aşığa yeni sezonda bol şanslar :)

Aşk Laftan Anlamaz 2. bölüm sonunda Hayat istifa eder.

Murat Doruk'un kızla konuştuğunu görüp biraz kıskanır ardından Doruk annesinden öğrendiği bir şeyi ona sorunca; Murat da bu bilgiyi Hayat'tan aldığını düşünür.

Hayat "Gerçekten düşündüğünüz gibi değil. Nolur izin verin açıklıyım" Murat "Ben duyacağımı duydum. duyduklarımı bir kenara bırakıp gördüklerimden bahsetsek ya biraz. İşe alındığın hafta arkadaş ağırladın. baş modelimizle takıştın. Dahası hakarete varacak laflar ettin. Patronlarınla işyerindekurduğun laubuali ilişkiden bahsetmiyorum bile" Hayat bu konuşmanın bazı yerlerinde kafasını eğmiş kabullenmiş olsa da bu laf üzerine "Patronlarım mı?" Biraz kekeleyip düşünüp "Doruk beyi kastediyorsanız. Düşündüğünüz gibi birşey değildi. Kendisi benden yardım istedi." Murat ağzındaki baklayı çıkartıyor. "Ve en önemlisi. Benim iznim ve emrim olmadan Araplarla yaptığımız özel toplantının içeriğini anlatman."

İşte tam bu noktada Hayat tırnaklarını çıkarıyor ve Murat'ın üzerine yürüyor neredeyse "Ben öyle birşey yapmadım" Murat "Babamın babanla olan dostluğuna güveniyorsan yanılıyorsun Hayat" Hayat "Asıl siz yanılıyorsunuz. Hem de en başından beri. Bu güne kadar ne tür insanlarla çalıştınız ya da ne tür insanlarla takıldınız bilmiyorum. Etrafınızdakilere bakınca tahmin etmek hiç zor değil. Ama şu kadarını söyliyim ben düşündüğünüz insan değilim. Hele köstebek hiç değilim."  Murat "Nereye. Lafım bitmedi daha." Hayat tam çıkıyorken bir dönüş dönüyor. "Benim için bitti. Bana istediğiniz işi verebilirsiniz. İşle ilgili istediğiniz kadar zorlayabilir. Hatta eziyet edebilirsiniz; Ama beni karaktersizlikle suçlayamazsınız Murat bey" Murat diklenerek "Ne yapıp ne yapmıycağımı sana sormıycam. Burada patron benim." Hayat öyle mi gibilerden bir hareket yapıp Murat'a doğru ilerler ve "Artık değilsiniz. Çünkü istifa ediyorum"

46 Yok Olan 13. bölüm özet. FİNAL. Murat'ın sırrını bilen herkes serada :)

Ezo götürüldüğü klinikte uyanır ve önce hemşireyi sonra doktorunu öldürür ve taksiye binerek kendi hastanesine kendi yatağına yatar. hastanede ona bakmakla yükümlü hemşire o klinikteyken yatağında olmadığını görüp Ceyla'ya söyler. Ceyla zaten kaçtığını bildiği için Ferit, Murat ve Salim'i arar. Bunlardan birtek Salim telefonunu açar ve Ezo'nun kaybolduğunu duyunca hastaneye gelir ve bir bakar ki kız yatağında yatıyor. Ortalığı ayağa kaldırdığı için Ceyla'ya kızar. Ceyla'nın annesinin yaraları mikrop kapmıştır. Eve götürür.

Murat; Altan'ın evinde ve silah ona doğrultulmuş duruyorken oraya gelen Doğan ve Selin komiserlerce kurtarılır. Üstelik Altan da ölmüştür. Doğan da onu takip eder. Fakat durumu iyi değildir. Yıldız kaçmaya çalışırken Ferit onu sandalyeye bağlar. Murat amcasını arar ve olanları anlatır. İstihbaratçının kendisini ölüme yolladığını söylediğinde olayın Yıldız'ın kumpası olduğunu anlarlar. Amca Murat'a adresi söylüyor ve Murat da eve gelir. Önce istihbaratçıyı  arkasından yengesini öldürüverir. O sırada içeri giren Doğan komiser kendinde değildir. Amca Murat'ı bayıltır cesetleri gömer. Sabah olanları Murat'a anlatır. Doğan'ı da hastaneye götürür.

Murat hastaneye gider Ezo'ya iğne yapar. Kız kendine gelir ve cinayetlerini anlatır. Ceyla komiser Selin ile buluşur ve "Babamı Murat öldürdü. İlaç kullanıyor" der. Selin olayı araştırmak için Murat'a gider. Ceyla'yı ise amca Ferit ve Salim öldürüp gömer. Doğan; Selin'in Murat'a gittiği öğrenince apar topar hastaneden çıkar. Selin evine gittiğinde Murat'ı Ceyla ile ilgili sıkıştırır. Murat herşeyi itraf edince onu tutuklamaya kalkar ama Ezo onu bıçaklar. Doğan içeri girince Murat onu bacağından vurur ve bayılır.

Salim; Füsun için babasından izni almıştır. Tatilde mutludur. Amca kendine yeni sevgili yapmış. Doğan ve Selin'in yasa dışı organ ticaret mafyası tarafından infaz edildikleri sanılmaktadır. Murat Ezo'yu evine getirmiş. Arada ilaç ile uyandırıyor. İlacın etkisi geçince kız tekrar komaya giriyor. Doğan ve Selin'i ise hastanesinde bir odaya kapatmış. İlaç veriyor. Cesetleri gömdüğü yeri seraya çevirmiş. Bitkiler dikmiş bahçıvanlık yapıyor.

46 Yok Olan Dizisi 13. Bölüm.. Nefes Kesen Final sahnesi

Öncesinde de Salim, Füsün ve oğlunun tatildeki görüntüleri ile amca Ferit'in bir bayanla evinde yemek yediği sahneler var. Murat ise Ezo'yu evine getirmiş. Arada ilaç ile uyandırıyor. İlacın etkisi geçince kız tekrar komaya giriyor. Beraber kahvaltı yapıyorlar. Doğan ve Selin'i ise hastanesinde bir odaya kapatmış. İlaç verdirtiyor. Cesetleri gömdüğü yeri seraya çevirmiş. Bitkiler dikmiş bahçıvanlık yapıyor.

46 Yok Olan, Star TV'de yayına giren televizyon dizisisinin yönetmenliğini Serdar Akar’ın yapıyordu. Baş rollerini Erdal Beşikçioğlu, Yasemin Allen ve Melis Birkan üstlendiği dizi 13. bölümde final yaptı. İlk bölümünün 27 Mart 2016 tarihinde Star TV'de yayınlandığını belirttiğimiz dizi 60 dakikalık yayın süresi ile Türkiye'de bir ilkti. Beklenen reytingleri alamayan dizinin yayın gününün de değişmesine rağmen sonuç değişmedi. Reytingleri az olmasına rağmen sosyal medyada çok ses getirmesi de diziyi kurtaramadı. Bittiğine üzüldüğüm sayılı dizilerdendi :(

Tatlı İntikam 14. bölüm özet. Evliliği öğrenen Pelin Paris'e gidiyor

Pelin ve Sinan yemek yarışmasını kazandığı için ve daha da önemlisi ilişkileri başladığı için başbaşa kutlama yemeği yerlerken Pelin'in babası gelir ve Sinan'ın Rüzgar ile evli olduğunu söyler. Pelin inanmak istemez ama Sinan babası olduğu için yalanlayamaz. Pelin Sinan'a bir de tokat atıp babasıyla odasında gidip eşyalarını toplar. Sinan peşinden gidemez çünkü yarışma ile ilgili prosedürleri tamamlaması gereklidir. Odasına gittiğinde ise artık çok geçtir. Pelin ve babası gitmiştir.

Pelin'in annesi kızları alıp kızının evine gelir. Sinan ile olduğundan habersizdir. Baba kız geldiğinde öğrenir. Kızlarını burdan uzaklaştırmak için Bodrum'a götürmeyi planlamaktadırlar. Fakat Pelin "Tek başıma Paris'e gidicem" der. Sonrasında ise muayenehanesini satışa çıkarıp Paris'e temelli gitmek için işlemler yapmaya başlar. Paris'te kalacak yer de ayarlar.

Sinan'ın yarışmada birinci olduğunu öğrenen Bülent herkesi restauranta toplar ve sürpriz parti yapar. Sinan'ın aklı Pelin'de olduğu halde orada bir müddet kalması gerekir. Rüzgar ile konuşup "Bu işi hallet" der. Gece Pelin'e gidip olanları anlatsa da kız affetmez. Sinan da bütün gece onu camının önünde bekler. Sabah kızlarında bastırmasıyla Pelin; Sinan ile konuşmaya ve affetmeye meyilli olarak restauranta gider.


Rüzgar'ın dedesi Meliha hanıma gider ve "Dünür oluyoruz" der. Kadın zaten Rüzgar'ı çok sevdiği için çok mutlu olur. Dede ile çocukları da çağırarak iftar yapmaya karar verirler. Pelin restauranta girecekken Rüzgar'ı görür. Tam o sırada Rüzgar'ın karşısına Meliha anne çıkar ve onu gelini olarak gördüğü için ne kadar mutlu olduğunu; hatta hep bunu hayal ettiğini söyler. Bu görüntüler ve konuşmalar üzerine Pelin kesin bir şekilde Paris'e gitmeyi kafasına koyar.

Kızların da ailenin de bu durumdan haberi yoktur. Başak bir şekilde durumu öğrenir ve Siamy ile Pelin'i vazgeçirmeye çalışırlar. Ama Pelin çok üzgündür ve gitmezse ne kadar çok acı çekeceğini anlatınca ona engel olmaktan vazgeçerler. Pelin'i ailesi ve kızlar yolcu eder. Fakat Başak; Bülent'i arayıp "Sinan oyundan vazgeçmemiş ondan uzak duracaksın" diyince Bülent'de "Akşam ailelerinde olduğu bu iftar yemeğinde söyliyecekler" der. Bunun üzerine Bülent tam eve girip ailelere açıklama yapacakken Sinan'ı arar ve durumu analtır.

Sinan herkesi öylece bırakıp yola çıkar. Havaalanı yolunda Pelin'in taksisinin önünü keser. Konuşurlar ama Pelin "Ailelerimiz de istemiyor. Herkes mutsuz. En doğrusu bu" der ve taksiye binip gider. Sinan arkasından bakakalmıştır.

Bu arada Necip manavdaki işini bırakıp taksicilik yapmaya başlar. Havva ile tüp bebek yapmak için para biriktirmek istemektedir. İlk iş gününde arabasına bir bebek bırakılır. Diğer bir cephede Ceyda evlerinin ellerinden gitmek üzere olduğunu Sinan'a partide söyler. Sinan yarışmadan kazandığı parayı önce evin ipoteği için kullanır. Sırada restaurantı Ceyda'dan almak için para bulmak da vardır.



25.06.2016

Arka Sokaklar 407. bölüm özet. Rıza baba vurulur

Geçen bölüm Rıza baba tam ailesiyle tatile çıkacakken fırında bıçakla yapılan bir soygunu görür ve müdahale eder. Ailesi arabayı yerleştirmiş onu beklemektedir. Maskesini çıkardığı çocuk tanıdığımız biridir. Geçen bölümden Rıza babanın daha önce kefil olup çıkardığı Ender'dir. Çocuk durumu anlatsa da Rıza baba ona sana artık yardımcı olamam diyip dinlemez. Mesut gidip Ender'i zorlayan adamı bir güzel döver. Ailesi akşam eve gelen Rıza babaya posta koyar.

Ertesi gün ekip inşaatta iş kazası ve arbede anonsu alır ve olay yerine gider. İskele çöktüğü için epey yaralı ve bir de ölü vardır. Tedbir alınmadığı için olduğunu söyleyen işçiler ile şirket yetkililerini merkeze götürürler.

Diğer kısımda Erdal o gece bir arabayı durdurmuş ve içindeki kişileri kaçırmış. Çocuğu salonda bağlı tutarken, kızı yatak odasının yanındaki banyoda bağlıdır. Erkek bir yolunu bulup kaçsa da Erdal onu yakalayıp öldürür. Bu arada adli tıp yanan arabadaki cesedin çene ve diş örneklerinden Erdal olmadığını anlamıştır. Ölen kişinin arabanın sahibinin kayıp kardeşi olduğu anlaşılır. Hüsnü; Selin'e "Tek başına bir yere gitmiyceksin" diye emir verir.

Hüsnü'nün kızı Zeliş arkadaşlarıyla tatil yapmak ister. Babası göndermem diye tutturur. Küçük kardeşi "Tunç'u da ayarlayıp sizinle gelelim o zaman babam izin verir" der. Hüsnü "Nazike ile gidersen gidebilirsin" der.

Erdal gittiği bir benzincide birini darp edip arabasını çalar. Arabasını çaldığı adam peşine düşer. Erdal çocuğu bir şişe içki için öldürür. Azmi oğlunun öldüğünü sanmaktadır. Avukatını arar ve oğlunun cenazesini takip etmesini ister. Erdal'ın öldürdüğü adamın cesedini bulurlar. Ekip buraya gider. Cesede giden Mesut ve Selin etraftaki evlere giderler. Çaldığı arabadan kaldığı evi bulurlar ama Erdal yanındaki kızı rehin aldığı için dokunamazlar. Hüsnü'ye haber verirler. Yolu kesmeye çalışırlar ama Erdal bu kez kızı kullanıp bir araba durdurur ve o araba ile kaçar.

Hüsnü avukatı arayıp "Erdal ölmemiş" der. Avukat hemen yurt dışında Azmi'yi arayıp haber verir. Avukat harekete geçer ve Azmi'nin parasını çekmek için ilgili kişiyle konuşur. Erdal avukatı arar ve bulunduğu yerin adresini verir. Para ile beraber Erdal'ı da yurt dışına göndermek için hazırlıklara başlarlar. Ekip depoyu basar. Erdal para yüklü kamyon ile kaçarken kamyon alev alır ama adamlar Erdal'ı kaçırırlar. Azmi; Erdal ile konuşur ve "Ben oraya geliyorum" der.

Ölen işçinin birikmiş kira borcu varmış ve ev sahibi "Kızın Ceylan'ı bana ver. Kuma yapıyım" diyince erkek kardeşi bıçakla adamı kovalar. Bizim ekip oradan geçiyorken olaya dahil olur. Ev sahibine sağlam bir ihtar ederler. Anne de bir yerde tekstil atölyesine işe girer. Erkek çocuğa da Rıza baba ihtar eder ve "Okulunu okuyacaksın ve eline bıçak, silah falan almıycaksın" diye nasihatte bulunur ve çocuğu salıverir. Kadını ev sahibi işten attırtır. Bizim ekip birinin yanın işe başlatır. Rıza baba da adamın iş yerine gidip kulağını çeker.

Kadının çocuğu bir arkadaşı ile gece bir yer soyar. Sabah da başka bir yer soymaya karar verirler. Bir markete girip soygun yapmaya başlarlar. Torunun ondan istediği birşeyi almak için Rıza baba da oraya gelir. Soygunu görür ve müdahele eder. Çocuğun tabancası ateş alır ve Rıza baba yaralanır. Bir eliyle çocuğun maskesini çıkardığında çocuğu görüp tanır. Çocuklar kaçar. Ama çocuk Rıza babayı vurduğu için çok pişmandır. Rıza baba karısını arar. Ambulans çağırır. Ali ve Ayla abla ambulans ile aynı anda gelir.




Kış Güneşi 11. Bölüm: Nisan Efe'ye aşkını itiraf ediyor

Efe ofisinde otururken içeri Nisan girer. katalogları getirir ve "Nadide çok iyi iş başarmış. Sen de onaylarsan basalım" der. Efe resimlere bakar ve "Bir itirazım yok. Nadide'ye söyler misin odama gelsin?" Nisan Londra'ya gitme kararına itiraz etmemesine atıfta bulunarak "Bakıyorum da bugünlerde hiçbirşeye itiraz etmiyorsun" der. "Ne kadar çabuk vazgeçtin bizden?" Efe "Vazgeçtiğimden falan değil. Gitmen senin için iyi olacaksa" diyince Nisan saydırmaya başlar.

"Gitmem benim için mi iyi olacak senin için mi? Babama kızdığın için beni cezalandırıyorsun. Babam yüzünden bizi harcıyorsun"der. Efe kabul etmez ve "Biz diye bir şey yok. Olamaz Nisan" dediğinde Nisan Efe'ye doğru eğilip "Gözlerin öyle söylemiyor ama. Dün gece sen bana geldin. Yukarı çıkmadın. Niye?" Efe "Yapma. Yapamam çünkü. Yapamayız. Yapmamalıyız" Nisan Efe'ye çok yaklaşıp şu monoloğu söylemeye başlar. "Niye? Ben söyliyim. Çünkü biz aşık olmamalıyız dimi? Sevmemeliyiz. Dokunmamalıyız. Gerçekten ne hissettiğimizi söylememeliyiz. Benim korkum yok. Ben neysem oyum. Ben korkmuyorum ve senin söyliyemediklerini ben söylüyorum. Ben seni seviyorum. Ben sana aşık oldum. Ben kendimi sende buldum. Ve senin de öyle hissettiğini biliyorum. Biliyorum aynısını hissediyorsun ama söyliyemiyorsun. Çünkü korkuyorsun. Korkaksın. Ben senden daha cesurum. O yüzden sen git desen de ben gitmiycem. Burda kalıcam" der ve odadan çıkıp gider. Efe bu itiraf karşısında darmadağın olmuştur.

Hanım Köylü 9. Bölüm. Yürek yanmış bende; el yanmış çok mu?

Ferit; İlkgün'ü yumuşatmak için ona ev işlerinde yardım etmeyi kabul eder. Bulaşık yıkarken bir tabağı kirli ve eski bulup pencereden dışarı atar ve hiçbirşey olmamış gibi bulaşığına devam eder. İlkgün şaşırır "Ne ettin lan. Ferit tabağı niye attın dışarı?" Ferit "Çok kirliydi o. Eskiydi de. Sen merak etme.  Ben sana çıkınca alırım" İlkgün "Onun eskisi mi var? Biz onu yıkayıp kullanıyoruz işte" der. Ferit "Ya sen onu boşver ya. Ben sana şey alıırım. Hani böyle 1500-2000 parça çantalı falan porselen tabak setleri var ya. Onları kullanırsın artık. Çeyiz olarak alıcam işte. Hanım köylü olucam ya ben. Benim bütün çeyizler buraya gelicek" Kız bu laf üzerine hoşuna gidip gülüyor. bakışıp gülüyorlar.

İlkgün çaydanlığın altındaki suyu bulaşık legenine döküyor. Ama bilerek ve isteyerek sıcak suyu çocuğun eline döküyor. Ferit "Ah" diyince hemen "Ay kusura kalma eline mi geldi? Ay çok mu yandı?" diyip çocuğun elini tutar ve üflemeye başlar. Bu sahne Ferit'in çok hoşuna gider.
Ferit "Yansın. Ne dedim ben sana? Ben yanarım hem de fena yanarım demedim mi? hem yürek yanmış bende. El yanmış çok mu?" İkili bakışırlar. İlkgün elini çeker.

Asla Vazgeçmem 56. bölüm özet. Elmas ve Mert kurtulabilecek mi?

Fikret ve Fatih'in konuşmalarını duyan Nur şaşkına döner. Fatih olayı yalanmaz ve Nur'a aşkını itiraf eder. Nur ise en iyi arkadaşını kaybettiği için üzgündür. Fatih Fikret ile konuşur; hatta boğazını sıkar. Ama Fikret biraz bekle ben Nur ile Yiğit'in arasını bozucam; sonra

Aytül şirkete gidip Yiğit'e İclal ve Fırat'ın görüştüğünü söylemişti. Sonradan lafı "İclal'in bir suçu yok" diye çevirdi. Yiğit'in kızgın bir şekilde gittiğini gören Nur onu takip eder. Fırat'ın iş yerine gider ancak çocuk Kıbrıs'ta olduğu için konuşamazlar. Yiğit sesli mesaj bırakır. Fırat da İclal'e sesli mesaj bırakır. Yiğit pür hiddet eve gelip İclal'e "Neden görüşüyorsun o adamla" der.

Nur ve Yiğit konuşur; dertlerini hallederler. Sonrasında Nur "Fikret'te beni rahatsız eden birşeyler var. Onun gitmesini istiyorum" der. Cahit ve Nazan yine alışverişten dönerler. Nazan yine Elmas'a sataşır.

Yağmur iş görüşmesine geç kalmıştır. Emin ile bir gün öncesini ağzında konuşurlar. Birbirlerine sarılmışken onları Yaren görür ve sinirlenip arabayla yanlarından geçer.

Nır'un kendisini göndermek istediğini öğrenen Fikret İclal'e gider ve yardım ister. İclal hiç oralı olmaz. Ona getirilen antideprasanları gören Fikret'in aklına yeni bir fikir gelir ve gidip o ilaçtan alıp farkettirmeden Nur'a vermeye başlar. Aynı gece Yiğit İclal ile "Hayatında birisi olacak elbette ama o Fırat olmamalı" der. Nur daha o gece kötü olmaya başlar. Hatta Fikret bir kaç doz daha verir.

Bütün aile Emin'in filmini seyrederler. Yağmur da odasında Yaren ile izler. Ölen annesinden konuşulunca Elmas kötü olur. Nazan ile olanları, şüphelerini anlatır. O gün Fikret'in İclal'e geldiğini anlatır. Nur ise Fikret'in ev tutacağını söyler. Elmas ise bunun zaman gerektiren bir şey olduğunu hemen kurtulmasını tavsiye eder.

O gece Fatih Nur ile konuşmaya gider ama Nur yanında da kötü olur. İlaçları aldığında ise ağresif bir kişilik sergilemeye başlar. Aytül ve İclal kozlarını paylaşırlar. O sırada Fırat eve gelir. Aytül'ü dışarı atar; İclal ile konuşur. "Paris'e dönüyorum. Mert'i de al benimle gel" der.

Yiğit Fatih'e gider ve mesajı kimin attığını bulup bulamadığını sorar. Fatih "Şifreki bir telefomuş. Bu da olsa olsa Rıdvan'dır" der.Nur fotograf çekimleri sırasında da kendinde değildir. Huysuzluklar yapar. En son kostüm ile oradan çıkar ve arabasına binip evlerine gider. Kendisini sakinleştirmeye çalışır. Oraya gelen Yiğit'le de tartışır.

Aradan 1 hafta geçer. Fikret gece gündüz sürekli ilaç verdiği için Nur'un agresifliği doruklardadır. Yaren evin önünde bekler ve Emin'in önüne çıkar. Sonrasında "Sen benden kaçıyorsun" diye çocukla iddialaşır. Sonra Emin; yağmur'un gözleri önünde Yaren'i öper.


Yiğit, Nur ile tatil planları yapar. Bu konuşmayı İclal duyup üzülür. Kafasında sürekli Fırat'ın dedikleri dönüp durur. Yiğit evlerine gidip Nur'u bulur. Ona "Yarın beraber tatile gidelim" der. kız "Hemen şimdi gidelim" der. Yiğit "Bu akşam Mert'in okulundan çağrıldım"diyince Nur "Küçücük çocuğun oyuncağı olduk. O olmasa biz çoktan birleşmiştik" der. Yiğit bu laflara çok üzülür.

Elmas bulamadığı kremini sormak için Nazan'ın yanına gittiğinde oradaki bebek dergilerini görür ve bebeğine göz diktiklerini anlar. Nazan onu itince onun suyu gelir. Burnundan da kan gelir ve yere yığılır. "Nazan yardım et" dese de Nazan soğukkanlılıkla dergileri toplar ve tepki vermez. İçeri giren Cahit ambulansı arar ve hastaneye götürürler.

Olanları gören Aytül; İclal'in yanına gider. Kızının hazırlandığını görünce ona engel olmaya çalışır ama başarılı olamaz. İclal oğluna el sallayıp veda eder. Aytül Yiğit'i arar "O adama gidiyor. Yetiş" der. Nur ağlamaktan ve ilaçtan araba kullanamıyacak halde olmasına ragmen eve ulaşmak için çabalamaktadır. topunun arkasından sokağa koşan Mert'i son anda görür ve ona çarpar. Ambulans çağırıp hastaneye kaldırılır.

İclal'in peşinden giden Yiğit onları otel odasında görür ve delirir. Kavga ederlerken telefon çalar ve oğullarının hastanede olduğunu öğrenirler. Koşarak oraya geldiklerinde ağlayan Aytül ve hizmetçi kızla karşılaşırlar. Mert'in durumu ağırdır. Bunu duyan İclal de fenalaşır. Hizmetçi kız "gözümün önünde ezdi geçti çocuğu" diye sayıklamaktadır. yiğit "Kim yaptı bunu" diye hastaneyi yıkacak bir güçle bağırır. Hizmetçi kız "İşte katil orda" der ve Nur'u işaret eder. Nur elleri kelepçeli iki polisin arasında götürülmektedir. "Yiğit. Yiğit" diye bağırır ama Yiğit dönüp bakmaz bile

Hastaneye kaldırılıp doğuma alınan Elmas'ın bebeği doğar ancak Elmas'ın kalbi durmuştur. Elektroşok yaparlar.

Sanırım Mert'in de Elmas'ın da durumunu eylülde öğreneceğiz.





Kiralık Aşk 52. bölüm özet. Sezon FİNALİ. Oyunu öğrenen Ömer ne yapacak

Kız evinde hazırlıklar tam gaz devam etmektedir. Gelin hamamına gider. Orada Neriman ve Türkan hanım tartışırlar. İkisi de "düğün iptal" diye bağırmaktadır. Türkan hanım ile konuşmaya giden Necmi beyin yanında Koray da gelir. Ama Türkan hanımın Neriman hakkında ileri geri konuşmasından rahatsız olup kankasını korur; üzerine anneanneye fena yüklenince işler iyice kötüye gider. Ömer ve Sinan da gidip konuşmaya çalışsa da Türkan hanım Defne'yi vermeye yanaşmamaktadır. Ömer son çare olarak "Seni kaçırayım" der ancak Defne "Anneannemi çiğniyemem" diyince "O zaman ayrılalım evlenmiyelim" derler. Bu küslük ömer'in özür dilemesiyle biter.

Neyse ki bir süre sonra ailelerin araya girmesi ile Neriman ve Türkan barışır. Defnelerin evinde kına gecesinin olacağı gece Koray da  Ömer için evinde kostümlü bekarlığa veda partisi verir. Yasemin ve Defne'nin aklı bu partide kalır. Hatta Defne kına gecesinde yerine Nihan'ı geçirip partiyi basar. Ama Sinan da Ömer de orada değildir. İçi rahatlamış bir şekilde eve döndüğünde yerine geçen Nihan'ın yakalandığını görüp mahçub olur. Neyse ki kına olması gerektiği gibi devam edip biter. Koray'ın Sude üzerinden bastırmaları sonunda Sinan ve Ömer partiye gelir. İyi eğlenirler

Ertesi gün Ömer evinde olmayınca "Damat kaçtı" diye kulaktan kulağa yayılır. Koray ile konuşmak için eve gittiklerinde Ömer'i içerdeki kanepede uyuduğunu ve bundan Koray'ın haberi olmadığını öğrenirler

Düğün gelip çatmıştır.  Defne Ömer'in tasarladığı ayakkabıları giyecektir. Catering şirketi trafikte kalır. Defne'nin başından aşağı limonata kasesi boşalır. Saçları ve gelinliği berbat olunca gene onu Ömer kurtarır. Gelinlikçide beğendiği başka bir gelinliği getirtiverir. Herkes bu gelinliği daha çok beğenir. Bütün davetliler gelir. Tören başlar. Tam nikah memuruna yürürlerken Defne'nin gerçekleri itiraf edeceği tutar. Ömer etrafındaki herkesin ona oyun oynadığını veya sustuğunu düşünüp acaba ne yağacak. Bu nikah kıyılabilecek mi? Bekleyip göreceğiz ama artık bu dizide hiç bir şey bu sezondaki gibi olmayacak anlaşılan 

Aşk Laftan Anlamaz 2. bölüm özet. Hayat istifa mı ediyor

Gerçek Suna şirkete gelip Hayat'ın karşısına dikilir. Hayat durumunu anlatmaya çalışsa da kız "En geç yarına bu oyuna son vereceksin. Hem de benim zarar görmiyeceğim şekilde" der. Murat'ın üvey annesi Tuval'in ağzından araplarla ilgili laf almaya çalışır. Murat'ın asistanından tehdit yoluyla Murat'ın sakladığı sırrı öğrenir. Oğlu ile bunu konuşur.

Hayat; Murat'ın en son verdiği iş olan arşivde dosyalarla uğraşırken bir taraftan da kızlarla konuşur. Murat onu kontrol için oraya gelince kızların sesini telefonun dışından duyar ve hayat panikler. Panikle merdivenden düşer. Tabi Murat'ın kollarına düşer. Murat'ı arayan Didem; onları o halde görüp kıskanır.

Kızlar akşam evde düşünürler ve gerçek Suna ile konuşmaya karar verip evden kaçarlar. Arabayla giderler. Benzincide Murat ve şöförüyle karşılaşırlar. Hayat'ın arkadaşı ile Murat'ın şöförü arasında kavga ile başlayan bir ilişki sinyalleri verirler.

Didem zorla kendini Murat'a yemeğe davet ettirtir. Konuyu Murat'a açar. Tuvalette Hayat ile konuşamalarını anlatır. Murat; Hayat'ı haklı bulur. Sonra arşiv odasındaki hallerini sorunca "Sana açıklama yapmak zorunda değilim ama söyliyim. Bu bir kazaydı" der.


Babaanne Azime hanım torunlarına internetten kız bakar. Gerçek Suna'nın evine giderler. Kız ilk başta karşı koysa da babasının iş görüşmesine gitmediğini öğrenmesini istemediği için kabul eder. Hayat'a birkaç gün daha verir ve yardım da eder.

Ertesi gün bir fotoğraf çekimi ve arap müşterilerle toplantı vardır.  Cv.sinde 4 dil bildiği için Hayat'ın da yanında gelmesini ister. Didem; Tuval'in Hayat ile ilgili ağzını arar. Doruk bunu duyunca Didem'i sinir etmek için Hayat'ın Murat'ın çocukluk aşkı olduğunu söyler. Çekimler sırasında Didem'in bindiği salıncağın kopacağını görüp kurtarmaya çalışırken ayağı takılıp süs havuzuna düşer.

Tuval toplantıya gidebilmesi için hazırlanmasında Hayat'a yardım eder. Kırmızı straplez bir elbise giyer. karavandan çıktığında herkesin gözleri kamaşır. Doruk Didem'i sinir etmeye devam eder. Kulaklık yardımıyla Suna'yla tercümanlık işinde yardım eder. Annesi Hayat'ı o kıyafetle görünce düşüp bayılır. Murat ise eve geldiğinde ağlayan bir Didem ile karşılaşır. Doruk'a gerçekleri söyletir. Didem Hayat'la ilgili Murat'ı doldurur.

Ertesi gün şirkette Doruk'a bir kızdan kurtulması için yardım eder. Gülüp eğlenirlerken onları gören Murat kıskanmaya başlar. Doruk annesinden öğrendiği bir şirket bilgisini Murat'a söyleyince bilgiyi Hayat söyledi zanneder. Üzerine bir de Didem ile konuşmalarının sonunu duyarak bir de iyice kızar. Kızı odasında azarlar. En son oalrak köstebeklik ile suçlayınca kız dayanamaz istifa eder.

Hayat'ın annesi Hayat'ın iş yerine gelir ve haliyle orada Hayat diye birinin çalışmadığını öğrenir.